YURTSEVER HALKIMIZA VE KURDİSTAN GENÇLİĞİNE

Kapitalist modernitenin dünya üzerinde yarattığı tahribatlar sonucu ortaya çıkan virüs kaosu dünya halklarına nefes aldırmazken bunu fırsata çevirmeye çalışan hegemonik güçler, başta Kürdistan olmak üzere Ortadoğu’da kendisi için pay almaya çalışmaktadır. Savaş Kürdistan merkezli yürütülürken AKP-MHP savaş yönetimi de bu pastada kendisi için pay aramaktadır. Bu temelde Yeni Osmanlı hayallerine dalan AKP-MHP savaş yönetimi bu hayalle birlikte Kürdistan topraklarındaki soykırım politikalarını en üst düzeyde sürdürmeye devam ederken diğer yandan da içte derinleşen krizden çıkmak için karşısında durmaya çalışan her kesime saldırmaktadır. Buna karşı Önderliğimizin yarattığı Demokratik Modernite modeli tüm bu kriz ve kaosa karşı bir çözüm sunarken, Türkiye ve Kürdistan halklarının üstüne kara bir bulut gibi çöken faşizmin cenderesinden kurtaracak yeni bir yaşam modeli sunmuştur.

İçinde bulunduğumuz direniş ayının da bize gösterdiği gibi Önder Apo ile başlayan ve 15 Ağustos 1984’ de büyük komutan Egit öncülüğünde Eruh’ta sıkılan kurşun Kürdün dirilişini açığa çıkarmıştır. Dün Egit yoldaşla başlayan görkemli direniş bugün Heftanîn’de Nucanlar, Esmerler, Doğalar ve Rüstemler şahsında zafer ve özgürlüğün kesinleşeceğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Faşist şef Erdoğan ve onun çeteleri yüzyılın gelişmiş tekniği ile sürekli demogoji yapmaktan geri durmamaktadır. Her gün özel savaş basınında yalan naraları atarak savaşın bilançosunu çarpıtıp toplumu kandırmaya çalışmaktadır. Her ne kadar bu işi yalanlarla çarpıtmaya çalışsalar da hakikat gösteriyor ki AKP-MHP savaş yönetiminin paralı askerleri direniş karşısında dayanamayarak ya cinnet geçirip intihar etmekte ya da kendi silahı ile kendisine sıkarak direniş karşısında kaçmanın bin türlü yolunu aramaktadır. Gelişen direniş AKP-MHP savaş yönetimine ve onun paramiliter çetelerine Zap, Avaşin, Nisêbîn ve Efrîn gibi yerlerde nasıl sendrom yaşattıysa bugün de Heftanîn direnişi daha büyük bir sendromu yaşatmaktadır.

Tek amacı Kürdistan’ı işgal etmek ve Kürt halkını soykırıma tabi tutmak olan AKP-MHP savaş yönetimi tarafından geliştirilen bütün faşizan politikalar buna hizmet etmektedir. AKP-MHP savaş yönetimi askeri olarak gerçekleştiremediği başarıyı özel savaş politikaları ile Kürt Halkı’na ve özellikle toplumun dinamiği olan gençlik ve kadın kesimine yönelerek yapmak istemektedir. Özellikle son dönemde devletin özel savaş faaliyetleri bunun en net örneğidir. Bunun yanında kadının direnişine karşı geliştirilen saldırılar,kadına yönelik şiddet, katliam ve tecavüz olaylarının artması da bu özel savaş politikalarının birer sonucudur. Ayrıca fuhuş, uyuşturucu ve ajanlaştırma politikaları ile Kürdistan Gençliği direnişten uzaklaştırılarak kimliksizleştirilip, iradesizleştirilip ahlaki ve toplumsal değerlerden koparılmaya ve gençliğin direnişçi özelliği bastırılmaya çalışılmaktadır. Bundan kaynaklı da AKP-MHP savaş yönetimi sürekli olarak gençliğe ve kadına saldırmakta ve bu yolla ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Her ne kadar faşist saldırıları gün be gün artsa da buna karşı gelişen direnişler de artmaktadır. Bugün Kürdistan’ın her yerinde başta gençlik olmak üzere kadınlar, demokratlar ve sosyalistler AKP-MHP savaş yönetiminin tüm saldırılarına karşı sürekli direniş halindedirler. Tüm toplum ve özellikle Kürdistan Gençliği olarak bilmeliyiz ki bir kişinin direnişi ile başlayan mücadele bugün destanlar yazmaktadır onun içinde her başkaldırı AKP-MHP savaş yönetiminin kalbine bir hançer gibi inmekte ve tir tir titretmektedir. Bundan kaynaklı da toplumun tüm dinamik kesimlerine saldırmaktan geri durmamakta ve direniş ateşini söndürmeye çalışmaktadır.

Bu temelde Heftanîn direnişine anında cevap veren Başur Gençliği’nin bu onurlu duruşuyla birlikte Kürdistan Gençliği bulunduğu her yerde bu direnişe katılma ve AKP-MHP saray rejiminin saldırılarına keskin cevaplar verme zamanının geldiğini bilmelidir. Unutulmamalıdır ki direniş büyütülerek Önderliğimizin fiziki özgürlüğü sağlanabilinir ve Kürdistan toprakları işgalcilerden temizlenebilinir. Bu direnişteki en büyük pay Kürt Gençleri, Genç Kadınları ve faşizmin karşısında yer alan sol-sosyalist gençliğe düşmektedir.

Bunun bilincinde olan Kürdistan Gençliği Bakurê Kürdistan’dan Başurê Kürdistan’a, Rojavayê Kürdistan’dan Avrupa’ya kadar işgalciliğe ve AKP-MHP faşizminin özel savaş politikalarına geçit vermeyeceğini yaptığı hamlesel çıkışlarla ortaya koymuştur. Gençliğin, Bakurê Kürdistan’da başlattığı “Kızıl İntikam Hamlesi” başta olmak üzere, Rojava’da “Emê Bi Teqez Serbikevin”, Başurê Kürdistan’da “Dagirkerî Birûxîne”, Avrupa’da ise “Bi hev re Serhildan” hamlesel çıkışları gençliğin bu tarihi süreçte faşizme kök söktüreceğinin kararlılığını ve inancını göstermiştir.

Komalen Ciwan olarak bu hamlesel çıkışları selamlamakla birlikte Kürdistan Gençliği’nin faşist sömürgeciliğe karşı direniş saflarında yer alarak bu çıkışların daha da büyütülmesi gerektiğini belirtiyoruz. Apocu Kürdistan Gençliği tarihi Heftanîn direnişinden aldığı cesaret ve ruh ile devrim ateşini gürleştirip işgalcilere bu toprakları mezar edecektir. Kürdistan’ı yangın yerine çevirmeye çalışan herkes bilmelidir ki Kürdistan topraklarında yanan her ateş onlarıda yakacaktır.

Bu temelde başta büyük komutan Egit öncülüğünde başlatılan tarihi 15 Ağustos Direniş Hamlesi ile bugün devrim ateşini Kürdistan dağlarından Türkiye metropollerine taşıran bütün yoldaşların direnişini selamlıyor ve bir kez daha direnişi büyütme kararlılığımızı faşist MHP-AKP rejimini yok ederek göstereceğimizi belirtiyoruz.

Devrimci Selam Ve Saygılar
Komalên Ciwan Koordinasyonu
20-08-2020