Komalên Ciwan Koordinasyon Üyesi Roni Gever, Türkiye kentlerinde yaşanan fabrikalarının Türk devletinin özel savaş yöntemleriyle gizlediğini belirterek, “Ülkesine ve halkına sahip çıkan Kürt Gençleri tarafından yakılmaktadır. Özgür basın aracılığı ile aldığımız bilgiler kadarıyla da Kuzey’de Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) tarafından bu fabrika yangınlarının bir kısmı üstlenilmiştir” vurgusunda bulundu. Gever, Kürdistan’da yürüyen savaşı Türkiye’nin her sokağına ulaştırmak boyunlarının borcu olduğunu söyledi.

Komalên Ciwan Koordinasyon Üyesi Roni Gever, Türkiye kent ve metropollerinde fabrika yangınlarının Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) tarafından üstlenildiğine vurgu yaparak, “Türkiye’de her yer ve herkes hedeftir. Ülkemiz üzerinde ki sömürgecilik sürdükçe, Önderliğimizin esareti devam ettikçe, Türkiye’de hiç kimseye rahat tek bir gün yüzü bırakmamak lazım. Kürdistan’da yürüyen savaşı Türkiye’nin her sokağına ulaştırmak boynumuzun borcudur. Kürt Gençliği için eylem yapmak meşrudur, haktır, helaldir” diye konuştu.

2015 yılından bu yana AKP faşizmi tarafından Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerinde ağırlaştırılmış bir tecrit ve bu tecride karşı Özgürlük Hareketi’nin yürüttüğü yoğun bir savaş söz konusu. Böylesi sıcak savaş ortamında Türkiye ve Kuzey’de yaşayan Kürt Gençlerinin durumu nedir ve oynamaları gereken rol ve misyon hakkında neler söyleyebilirsiniz?

“Öndeliğimiz üzerindeki tecrit aynı zamanda ülkemiz ve halkımız üzerindeki tecridi ifade ediyor. Önder APO Kürt halkının ve giderek Ortadoğu’da ezilen bütün halkların iradesi haline gelmiştir. Dolayısıyla bu tecridi sadece Önderliğimiz üzerinde bir tecrit olarak değil halkların özgürlük umudu üzerinde bir tecrit olarak değerlendirmek daha doğru olur. Önder APO tüm insanlık adına yeni bir ideoloji, direniş, özgürlük umududur. Önderliğe dönük saldırıların bu düzeyde vahşileşmesinin nedeni budur.

‘Kürdistan Gençliği özeleştiri pozisyonundadır’

Türk Devleti sadece Kürtlerin değil tüm insanlığın baş belası haline gelmiş bir devlettir. Tarih iyi incelenirse görülecektir ki Ortadoğu’da Türk devletinin kurulmasıyla karanlık çağlar başlamıştır. Yani soykırımcı faşist Türk Devleti özünde ilk kurulduğu günden bu yana Ortadoğu’daki tüm karışıklığın nedenidir. Emperyalizmin ajanı, provakatör bir devletidir. Dolayısıyla Önder APO öncülüğündeki Kürt Özgürlük Hareketi’nin Türk işgalciliği ve sömürgeciliğine karşı yürüttüğü Özgürlük Mücadelesi Ortadoğu halklarının ve insanlığın özgürlük mücadelesidir. Türk sömürgeci devleti yıkılmadıkça sadece Kürt halkı ve Kürdistan’ın değil insanlığın rahat bir nefes alması mümkün değildir. Burada önemli olan direniş dinamiklerinin durumu, mücadele tarzı ve tempo düzeyleridir. Kuşkusuz mücadele dinamiklerinden bahsederken en önce değinip ve değerlendirilmesi gereken Gençliğin durumudur. Çünkü Gençlik direnişte ise, Gençlik mücadele halindeyse toplum direniş ve mücadele halinde olur. Türk sömürgeciliği ve faşizmine karşı ilk direniş kıvılcımını başlatanın ilk mermiyi patlatanın Kürt Gençliği olduğu biliniyor. Sömürgeciliğe ve onun her türlü faşist uygulamalarına karşı savaşı ilk başlatan ve bugüne getiren Devrimci Yurtsever Kürt Gençliğidir. Bu nedenle Kürt Gençliği öncülük misyonunu yüklenmiş ve bugüne getirmeyi başarmıştır. Bugün eğer Türk Devleti yok olmanın eşiğine gelmişse Mazlumlarla, Xeyrilerle, Kemallerle başlayıp, bugün Gençliğin büyük devrimci komutanları olan Baran Mawa ve Mahir Botanlarla süren Devrimci Gençliğin inanılmaz mücadelesi sayesindedir. Bugünde aynı şekilde Kuzey, Türkiye’de ve tüm Ortadoğu’da Gençlik geleneği her türlü soysuzlaştırma dayatmalarına karşı direniş halindedir. Fakat eğer Önderliğimiz hala esaret altındaysa ve faşist Türk devleti bu esareti ağır tecrit pozisyonunda yürütecek kadar çılgınlaşmışsa Kürdistan Gençliği için bu bir özeleştiri durumudur. Sorulması gereken soru şudur; Nasıl oluyor da tarihte eşi benzeri görülmemiş bir Gençlik fedailiği söz konusuyken AKP-MHP faşist diktatörlüğü Önderliğimize saldırmaktadır?

Tecride karşı Türkiye metropolleri ateş yerine çevrilmelidir

Demek ki objektif olarak biz Kürt Gençliğinin sömürgeciliğe karşı yürüttüğü mücadele tarz ve tempo yeterli düzeyde değildir. Bu önemli bir husustur. Önderliğin özgürlüğü için Kürt Gençliğinin geri adım atmaması yetmemektedir. Tecride karşı Türkiye metropollerini ateş yerine çevirmedikçe Türk devletini yerle bir etmedikçe Önderliğimize ve halkımıza dönük her saldırı sonrası sömürgeciliği pişman etmedikçe aldığımız her nefesin ihanetle dolu olacağını asla unutmayacağız. Düşmana ve ona destek veren herkese karşı büyük bir öfke ve nefretle yaşayacağımızı, intikam almadan da asla durmayacağımızı ve yıllarda geçse asla bağışlayıcı olmayacağımızın bilinmesi gerekir. ”

Bugün AKP-MHP ittifakı ile birlikte özel savaş politikaları daha derin bir şekilde yürütülüyor ve görüyoruz ki bunu en çok Gençler, özelde de Kürt Gençleri üzerinden yürütmeye çalışıyor. Bu konu ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

‘Devletin elinde özel savaş yöntemleri dışında başka bir şey kalmamıştır’

“Özel savaş bir yalan savaşıdır. Olan bir şeyi olmamış, olmamış bir şeyi olmuş gibi gösterme durumudur. Bu gerçekliğin daha iyi görülmesi için AKP-MHP faşizminin son üç yılki propagandalarına bakarak öğrenmek mümkündür. Faşist Türk devleti bir özel savaş devleti olsa da tarihinde bunu en derinlikli ve sistemli yürütenin AKP faşizmi olduğu yadsınamaz bir gerçekliktir. Hatta yeryüzünde AKP faşizmi kadar özel savaşı en alçakça yürüten başka bir devlet yoktur. Kürtlere karşı yürüttüğü savaşın yüzde seksenden fazlası özel savaştır. Bu gerçekliği zayıf politik görüşü olan sıradan bir insan bile özel savaş medyasına bakarak çok rahat görebilir, anlayabilir. Örneğin gerilla karşısında her gün ağır darbeler yiyen ve iradesi kırılmış bir Türk ordusu söz konusuyken sanki yeryüzünün en güçlü ordusuymuş gibi saçma sapan, asparagas haberler yapılmaktadır. Yıkılmanın eşiğine gelmiş fakat ortalıkta sahte zafer naralarıyla halkı kandırmaya çalışıyor. Bunlar büyük yalanlardır. Öte yandan bu kadar yoğun özel savaş yöntemlerine başvurması anlaşılırdır çünkü elinde özel savaş yöntemleri dışında başka bir yöntem kalmamıştır. Tüm gücünü buna yatırmış durumdadır. Başka türlü gerçekliğini nasıl saklayabilir? O nedenle özel ve psikolojik savaş yöntemlerinde ısrar etmektedir.

Gençlerin, direnmek ve mücadele etmekten başka ne yol ne de çare vardır

Kürt Gençliğine dönük özel savaş politikaları yoğun bir şekilde sürmektedir. Özel savaşın tüm kirli yöntemleri devreye konulmuş durumdadır. Ajanlaştırmadan tutalım fuhuşa, uyuşturucuya, tutuklamalara, işkencelere kadar tüm kirli yöntemler bizzat devlet organları eliyle resmi bir şekilde yürütülüyor. Eskiden bu tür saldırıları gizli kapaklı yürütürlerdi oysa şimdi devlet polisi, Erdoğan’ın maaşlı çeteleri bunları herkesin gözü önünde ve resmi bir şekilde yapmaktadır. Tüm Gençlerin ve halkımızın duyarlı olması gerekir. Tüm yurtsever insanların sokağına, mahallesine sahip çıkması gerekir. Sessiz kalmak AKP faşizminin saldırıları kadar tehlikelidir. Sessiz kalmak yozlaştırır ve çürütür. Kazandıracak olan direniştir, direnişi büyütmektir. Tabi direniş için bir araya gelmek ve örgütlenmek gerekir. Sokakta, mahallede, iş yerinde tüm bu saldırılara karşı güçlü bir örgütlülük düzeyiyle mücadele etmek gerekir. Kürdistan Gençliğinin bu konularda tutumunu daha da radikalleştirerek Gençlerine uyuşturucuyu dayatan ya da temin eden herkese karşı anladıkları dilden cevap verilmelidir. Direnmek ve mücadele etmek dışında başka bir alternatif yoktur. Hatta bu bir alternatif değil mecburiyettir. Şerefli ve namuslu bir yaşamın sahibi olmak istiyorsan direneceksin. Başka türlü olmaz. Çete başı Erdoğan ve onun çetesi AKP ne diyorsa tersini anlamak ve tersini yapmak gerekir. Düşmandan beklenti içerisinde olmak gaflettir. Unutmamak gerekir ki Erdoğan’a göre en iyi Kürt ölü Kürt’tür. Sesini çıkarmayarak insani değerlerinden uzaklaşmış Kürt’tür. Bir katilden, insanlık düşmanından başka ne beklenebilir ki? O halde olması gereken Kürt Genci direnen, onuruna, mahallesine, sokağına, üniversitesine, ülkesi ve halkına, değerlerine sahip çıkan Gençtir.

Son bir, bir buçuk yıldır Türkiye’de fabrika ve iş yerlerinde ortaya çıkan yangınlar gündemde. Son olarak İstanbul’un Esenyurt ilçesinde üç fabrika yandı ve yapılan açıklamalarda yangınların çıkma sebebinin tekniki arızalar sebebiyle olduğu belirtiliyor. Bu konuya ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

‘Yangınlar, Kürt Gençlerinin AKP-MHP çeteciliğine karşı geliştirdikleri eylemlerdir’

“Esenyurt’ta yanan fabrikalardan sonra Sakarya’da da en son bir kereste fabrikası yandı. biz bu röportajı yaptığımız esnada biri daha yanabilir. Özellikle 2015-2016 yılı şehir direnişlerinden sonra Türkiye’nin önemli düzeyde metropollerinde giderek yaygınlaşan fabrika ve bazı iş yerlerinde yaşanan yangınlar söz konusudur. Şimdi bu yangınların çıkış sebebini herkes merak ediyor. Devletin resmi organları her defasında bu yangınların nedeninin elektrik şartellerinden kaynaklandığını söylemektedir. Ne hikmetse bu şartel meseleleri tartışılan temel gündem konusu haline geldi. Öyle gözüküyor ki meğerse bütün elektrik şartelleri bozukmuş. Gerçekten AKP faşizminin şarlatanlığı karşısında gülmemek elde değil. Açık söyleyelim yanan bu fabrika ve özel savaşın parçası haline gelmiş kurumların yanması şartellerden değil, Kürt Gençlerinin AKP-MHP çeteciliğine karşı geliştirdikleri eylemlerden kaynaklıdır. Bizim araştırdığımız kadarıyla ülkesine ve halkına sahip çıkan Kürt Gençleri tarafından yakılmaktadır. Nitekim siz özgür basın aracılığıyla da aldığımız bilgiler kadarıyla Kuzey’de Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) tarafından bu fabrika yangınlarının bir kısmı üstlenilmiştir.

‘Türkiye’nin kent ve metropolleri cayır cayır yanmaya devam edecektir’

Kısacası halkımızın ve tüm halkların bunu böyle bilmesi lazım ki AKP faşizmine karşı Kürt gençliği elbette yerinde durmayacaktır. Bayburt’tan Trabzon’a Samsun’dan İstanbul’a kadar tüm Türkiye’nin kent ve metropolleri cayır cayır yanmaya devam edecektir. Sömürgeci devlet sanki Kuzey’de hiç bir hareketlilik kalmamış gibi bir hava yaratmak için tüm bu yangınları şartellerin bozukluğuna bağlayabilir. Fakat bunlar yalandır. Gerçeklik tam tersidir. Kürt Gençliğinin özgürlük ateşi, tutkusu bugün Türkiye’yi yangın yerine çevirmektedir ve herkes bilsin ki bu yangınlar Türkiye metropollerinde sürecektir.

‘Kürdistan’daki savaşı Türkiye’nin her sokağına taşımak boynumuzun borcudur’

Biz bu eylemleri yapan tüm Kürt Gençliğini selamlıyoruz ve buradan şu çağrıyı yapıyoruz; Türkiye’de her yer ve herkes hedeftir. Ülkemiz üzerinde ki sömürgecilik sürdükçe, Önderliğimizin esareti devam ettikçe, Türkiye’de hiç kimseye rahat tek bir gün yüzü bırakmamak lazım. Her an yeni, yaratıcı ve daha etkili eylemlere yoğunlaşmak, eylem çıtasını daha da radikal hale getirmek, böylece Kürdistan’da yürüyen savaşı Türkiye’nin her sokağına ulaştırmak boynumuzun borcudur. Kürt Gençliği için eylem yapmak meşrudur, haktır, helaldir. Esas meşru olmayan eylemsizliktir. Aynı şekilde Kuzey Kürdistan’da da tüm devlet kurum ve kişilerinin yanı sıra AKP faşizmine ajanlık yapanların tümü Kürdistan Gençliğinin hedefi durumundadır ve elbette ki TC devletine ajanlık yapan ve onunla işbirliği yapanların her biri devrim ve halkımız karşısında işledikleri suçların cezasını çekeceklerdir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bundan kuşku duyan varsa Kürt gençliğinin geçmişine bakmalılardır. Kuzey Kürdistan Gençliği şahsında direnen tüm onurlu gençliği en yoldaşça duygularla tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.’’