BASINA, YURTSEVER KÜRDİSTAN GENÇLİĞİNE VE DEVRİMCİ GENÇLİĞE

Kuruluş yıldönümüne yaklaştığımız partimiz PKK’nin 42 yıllık soluksuz mücadelesi Kürdistan halkı ve ezilen bütün halkların yaşaması için bir nefes olmuştur. Bu süreçte PKK’nin vermiş olduğu şehitler, yarattığı değerler partimizin hakikate ulaşmanın partisi olduğunu ve doğru yaşamın, özgür yaşamın tek adresi olduğunu göstermiştir.

Partimiz PKK’nin kuruluşundan günümüze dek kendini genç tutmayı bilmiş Önder APO “Genç Başladık Genç Başaracağız” diyerek bu 42 yıllık muazzam direnişi başlatmıştır. 27 Kasım 1978’de başlayan bu direniş milyonlara ulaşmış ve sosyalist yaşam uğruna, özgür yaşam uğruna ne tür bedellerin verilebileceğini gözler önüne sermiştir. Bu temelde Başta Heftanîn’de kahramanca savaşıp şehit düşen ve dönemin gençlik duruşunu temsil eden Nucan Serdoz yoldaşı, tüm Heftanîn şehitlerini, yine yıllarca Kürdistan’ın birçok alanında en üst düzeyde mücadeleye katılmış ve gençliğin radikal duruşunu mücadelenin her alanında temsil etmiş olan Hüseyin Malatya yoldaşı ve tüm yaşamını özgürlük mücadelesine adamış, Şengali, Daiş ve TC çetelerinin fermanından kurtarmış olan büyük komutan Egid Civyan yoldaş şahsında tüm devrim ve özgürlük şehitlerini saygı, sevgi ve minnetle anıyor, mücadelelerini zaferle taçlandıracağımızın sözünü veriyoruz.

Faşizm saldırılarının en şiddetli ve yoğun şekilde yaşandığı bir süreçten geçmekteyiz. Hem Dünya’da hem Ortadoğu’da kapitalist devletlerin çıkarları temelinde gelişen değişimler halkları büyük bir baskı ve zulüm cenderesine almaktadır. Kürdistan somutunda ise ABD-Rusya destekli faşist AKP-MHP savaş yönetimi faşizm yarışında birinciliği kaptırmama konusunda ısrar etmektedir. Bu temelde Ortadoğu’da ve Akdeniz’de yayılmacı politika izleyen faşist AKP-MHP savaş yönetimi sadece Kürt halkı için değil aynı zamanda Arap, Ermeni, Asuri-Süryan, Türkmen halkları için bir tehdit haline gelmiştir. Osmanlı hayallerine kapılan TC faşizmi şuan hasta adam pozisyonunda iken ve varolan sistem dünya halklarına yanıt olamıyor iken Önderliğimizin paradigması ufukta bir güneş gibi doğmaktadır. Ve bütün dünya halkları yönünü bu güneşe dönmektedir.

AKP-MHP savaş yönetiminin faşist saldırılarına hız kesmeden devam ettiği herkes tarafından bilinmektedir.Bu temelde başta Kürt halkının en hassas noktası yani Önder APO üzerinde ağırlaştırılmış tecrid ve izolasyon uygulanmaktadır. Yine bu politikalarla sonuç alabileceğini düşünen TC faşizmi Kürt halkının tek umudu olan PKK’ye ve onun yaratmış olduğu değerlere saldırmak için elinden geleni yapmaktadır. Özel savaş medyası ile hergün PKK’yi bitirdiğine yönelik yalan haberler yapmakta ve yine halkların partimize karşı gelişen ilgisini ortadan kaldırmak için kendi kirli zihniyetini PKK’ ye mâl etmeye çalışmaktadır. Faşist saray rejimi özelde Bakurê Kürdistan olmak üzere dört parça Kürdistan’da Kürde yönelik büyük bir imha ve soykırım politikası yürütmektedir. Son yıllarda faşist saray rejimi Kürdistan topraklarını işgal etmek amacıyla KDP’nin desteği ile Başurê Kürdistan topraklarına ve Medya Savunma Alanları’na saldırmıştır. Bu temelde son olarak Behdinan bölgesine yoğun askeri sevkiyat yapan KDP, AKP-MHP savaş yönetimi ile işbirliği içerisinde olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Elinde var olan bütün imkanları kullanarak sonuç alacağını düşünen TC faşizmi özel savaş politikalarını öne sürerek Kürt halkı içerisinde umutsuzluk, bıkkınlık ve yenilgi psikolojisini hakim kılmak istemektedir. Bu temelde siyasi soykırım politikaları ile hergün binlerce yurtsever halkımız gözaltına alınmakta, işkencelerden geçirilmekte, Kürdistan’ın eşşiz güzellikteki coğrafyası hergün bombardımana uğramakta ve ormanları yakılmaktadır. Kürdistan gençliği ve genç kadınları uyuşturucu, fuhuş ve ajanlaştırma politikaları ile kimliksiz, iradesiz ve onursuzlaştırılmak istenmektedir. Sahte aşk, ve sevgi safsatalarıyla TC faşizminin askerleri ve polisleri zamanında düşmanın eline geçmemek için kendisini uçurumlardan atan kadınların direniş mirasını taşıyan Kürt genç kadınlarını direnişten uzak tutmaya çalışarak kendi kirli politikalarına alet etmek istemektedir. Gençliği iradesizleşen bir toplum iradesizleşmeye yüz tutan, dinamizmini yitiren, dolayısıyla yok olmayla yüz yüze gelmiş bir toplumdur.

Bütün bu faşizan saldırılar Kürdistan halkının ve gençliğinin, yine sol-sosyalist kesimlerin her türlü soykırım politikasına karşı her an her yerde direniş içerisinde olduğunun ve mücadele bayrağını yükselttiğinin ispatı olmaktadır. Kürdistan halkı; Önder APO’dan, PKK’den ve kendi evlatları olan gerillanın efsanevi direnişinden aldığı güç ve moralle direnişe katılmakta ve TC faşizmine asla boyun eğmeyeceğini her fırsatta göstermektedir. Gelişen süreç içerisinde faşizmin haddi hesabı yapılamayacak değerdeki teknik donanımının nasıl boşa çıkartılacağını Kürdistan Özgürlük Gerillası basit ama bir o kadarda etkili yöntemlerle göstermiştir. Bundan kaynaklı faşist TC ordusu demokratik modernite gerillasının nefesini heran ensesinde hissetmekte ve rahat uyku uyuyamamaktadır. Bunun en somut örneği ise tarihi Heftanîn direniş gerçekliği olmuştur. Yine dağlarda gelişen direniş metropollerde selamlanmıştır. Bu temelde mücadelenin yakıcılığı faşist Erdoğan rejiminin sarayını sarmış durumdadır.Dağlarda ve şehirlerde gelişen gerilla direnişi, Kürdistan halkına büyük bir moral kaynağı olmakta ve bu sayede Kürt halkı ve gençliği bu direnişe sahip çıkmaya devam etmektedir. Yine Önderliğimiz üzerinde geliştirilen ağırlaştırılmış tecride karşı bütün dünya halkları Önder APO’nun özgürlüğü için bütün imkan ve çabalarını seferber etmekte ve Kürt halkının haklı mücadelesine tam destek vermektedir.Dayatılan bütün zorlamalara, baskılara,işkencelere ve soykırım politikalarına karşı Kürdistan halkı, gençliği ve genç kadınları yine sol-sosyalist kesimler, işçiler, emekçiler kazanmanın ancak ve ancak direniş ve yoğun bir mücadele savaşımıyla elde edileceğinin bilinciyle faşizme kök söktürmektedir.

Bu süreç hem Kürdistan hem Türkiye hem de Ortadoğu’nun kaderini belirleyen bir süreç olma özelliğini taşımaktadır. Bu yüzden faşist TC’ye karşı geliştirilen direniş başta Kürt halkının ve ezilen bütün halkların artık hakettikleri insanca ve özgür yaşamı zorunlu kılmaktadır. İşte tam da böylesi bir süreçte KCK tarafından ilan edilen “TECRİDE, İŞGALE, FAŞİZME SON; ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI!” hamlesi TC faşist devletinin topluma dayattığı teslim alma, iradesiz kılma ve yaşamı bitirme politikalarına karşı bir özgürlük şiarıdır.

Bu temelde özgürlük mücadelemiz içerisinde katıksız bir direnişin sahibi olarak, Şengal halkımızın gözünde ÇAĞDAŞ DERWÊŞ olmayı başarabilmiş ve en son TC faşist devletine karşı direnişin kalesi Botan’da amansız bir mücadele geliştirip şehadete ulaşan büyük komutanımız Egid Ciwyan şahsında gerillaya katılım seferberliği ilan ediyoruz.

Bugün Kürt olarak varız diyebiliyorsak bunun nedeni Önderliğimizin muazzam emekleri, kahraman şehitlerimizin büyük direnişi ve düşmana kan kusturan fedai gerilla mücadelemizdir. Eğer bugün Kürdistan dağlarında ve özellikle Heftanîn’de direnen gerilla gerçekliğimiz olmasaydı, şehirlerde bir dakika bile Kürde nefes alma şansı bırakılmazdı. Bugün bu faşizm koşulları altında nefes dahi alabiliyorsak bu gerilla direnişinin ve kahraman şehitlerimizin mücadesi sonucunda açığa çıkmıştır. AKP-MHP faşizminden alınması gereken intikamlar ve sorulması gereken hesaplar vardır. Bunu başarabilmenin en doğru yolu ise gerilla mücadelesine katılımdır. Kürdistan gençliği Kemal Korkutları, Şerzan Kurtları, Uğur Kaymazları, Ceylan Önkolları ve Cemileleri asla unutmamalıdır. Ve hergün panzerler altında ezilen Kürt gençlerinin, zindanlarda işkence edilerek katledilen Kürt gençlerinin intikam gücü olmalıdır. TC faşist devleti bütün varını yoğunu bu faşizan saldırılarına yatırırken Kürdistan Gençliği’nin yerinde durması, buna sessiz kalması beklenemez.

Bu açıdan Kürdistan gençliği için gerillalaşmak var olmanın tek koşuludur. Gerillalaşmak hakikate yürümek ve bir derviş misali kendini hakikatte eritebilmektir. Kendini sistemin kirliliklerinden arındırmak, öz değerlerle buluşmak, kişilikte özgür yaşamı gerçekleştirmek ve kutsallığa erişmektir. Gerillalaşmak özlenen yaşama kavuşmanın tek garantisi ve onurlu yaşamın kendisidir.Bu temelde bütün Kürdistan gençliği ve genç kadınları bende onurlu bir yaşamın sahibi oldum diyebilmek için bu tarihi gerilla direnişi içerisinde yerini almalıdır. Kürdistan’ın esmer yüzlü çocukları yarın daha özgür yaşayabilsin diye Kürdistan gençliği bugün gerillalaşarak direniş saflarında yer almalıdır.

Nasıl ki Kürdistan gençliği 2014 Kobanê Direnişi sürecinde seferberliğe katılıp, sınırları tanımayıp, barikatları aşarak direnişi geliştirdiyse bugünde aynı seferberlik ruhu ile Özgür Kürdistan Dağlarında faşist güruhu yıkabilme gücüne ve inancına sahiptir. Bu temelde başta 1 Kasım Dünya Kobane Günü’nü kutluyor ve selamlıyoruz. Tüm Kürdistan gençliğini büyük komutan Egit Civyan şahsında Önderliğe ve özgürlüğe katılmaya, gerilla saflarına çağırıyoruz. GERİLLALAŞMAK ÖZGÜRLEŞMEKTİR, GERİLLALAŞMAK KAZANMAKTIR!

Komalên Ciwan Koordinasyonu
01-11-2020