Bütün Yurtsever Devrimci Sosyalist Demokrat ve Antifaşist Gençlik Kesimlerine

Akp-Mhp Faşist Rejimi Türkiye’yi ve Kürdistanı Derin bir kaosa sürüklemektedir. Son olarak Akp-Mhp Faşist rejimine kendilerini devletin esas sahipleri olarak gören Perinçekçilerde aktif olarak dahil oldu. Akp-Mhp Faşizmi Kürdistan’da Sömürgeci, işgalci ve Soykırımcı politikalar uygularken; Türkiye’de ise Sosyalist-Demokrat ve Rejim karşıtı güçlere ise karapropagandalarla halkların kazanımlarına karşı düşmanlık yapmaktadır. Bu Düşmanlık artık sadece Kürt Halkının kazanımlarına karşı yapılmıyor. Türkiye halklarının kazanımlarına karşıda bir saldırı ve düşmanlık söz konusudur. Faşizm artık sadece Kürdistan halklarının bir sorunu olmaktan çıkmış bir bütün Türkiye halklarının da bir sorunu haline gelmiştir. Türkiye halkları da Kürdistan kadar olmasa da Faşist uygulamalarla karşı karşıyadır. Çünkü Akp-Mhp Faşizmi kendi dışındaki tüm güçleri düşman olarak görmektedir. Akp-Mhp iktidarının çanağına yağ sürmeyen her kes potansiyel suçlu pozisyonundadır. Bunun en açık göstergesi ise 31 mart-23 haziran seçimlerinden sonra çok net bir şekilde açığa çıkmıştır. 23 Haziran seçimlerinden sonra büyük bir yenilgi yaşayan ve Rant kapısı olarak gördüğü istanbulu kaybettikten sonra Köşeye sıkışmış köpek gibi sağa sola saldırmaktadır. Akp-Mhp Halkların ittifakını hazmedememiş derin bir kuyruk acısı yaşamaktadır. Bunun içindir ki bu kadar vahşice saldırmaktadır. Akp-Mhp faşist rejimi öncelikle İstanbul seçimlerini kendilerine kaybettiren Kürdistan halkına saldırmaktadır. Acısını bu şekilde Kürdistan halklarından çıkarmaktadır. 19 Ağustosta belediyelere Yapılan darbe bunun somut göstergesidir. 19 ağustosta Amed-Merdîn ve Wan büyükşehir belediye eşbaşkanlıklarını gasp edip yerine işgal valilerini ataması Kürdistan halkına düşmanlığının ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Kürdistan halkıya hiçbir ilgisi olmayan işgal valilerinin atanması Ortaçağ uygulamalarını aratmamaktadır. Merkezi otoritelerini bu işgal valilikleriyle korumak istemektedir. Fakat Kürdistan Halkları bu işgal valiliklerini tanımayacaktır. Başta gençlik ve genç kadınlar olmak üzere bu işgal saldırılarına karşı her alanda en radikal şekilde tutumlarını sergilemelidir. Bizler Gençlik olarak Faşizm tarafından Gasp edilen birkaç belediyenin derdinde değiliz. Belediyeler olmasa da halklarımız kendi yaşamlarını sürdürebilir. Kendilerini yönetebilir. Fakat Belediyeler Halkımız için bir Semboldür. Halklarımızın iradesidir. Halklarımızın iradesi o belediyelerde saklıdır. Bunun için Belediyelerin gasp edilmesini böyle biliyor böyle okuyoruz. Bizler Kürdistan Gençlik Hareketi olarak her kesi halkımızın iradesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Kürdistan’da başlayan bu darbeye karşı Sessiz kalmak bu darbeye onay vermek anlamına gelecektir. Kürdistan’da yapılan bu darbelere karşı sessiz kalmak Türkiyede Yapılacak olan Darbelere izin vermek anlamına gelecektir. Onun için başta bütün Gençlik örgütleri ve Genç kadınlar bu darbeye karşı oldukları her alanda seslerini yükseltmeli bulundukları her alanı bir eylem sahasına dönüştürmelidir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun gençlik örgütlerinin bu faşist uygulamalara karşı ortak tutum almaları sosyalist olmanın gereğidir. Anti faşist olmanın gereğidir. Faşizme karşı ses çıkarmamak demek faşizmin güçlenmesi demektir. Çünkü faşizm en fazla toplumsal reflekslerin zayıfladığı yerde güçlenir. En fazla sessizliğin olduğu yerde saldırır. Akp-Mhp faşizmine darbeyi ancak ve ancak birleşik örgütlü gençlik vurabilir.

Bir kere da çağrımız tüm Gençlik örgütlerinedir. Başkalarına sıra gelmeden önce bu faşist rejime karşı her kesi sorumluluk almaya çağırıyoruz. Kürdistan’da ve Türkiye’de halkların başına bela olmuş faşist Akp-Mhp rejiminin en zayıf olduğu bu dönemde öldürücü darbeyi vurmanın zamanı gelmiştir. Faşizmin son temsilcisi olan Erdoğan-Bahçeli-Perinçek ittifakına karşı Gençliğin birleşik eylem gücüyle darbe vurmanın zamanı gelmiştir. Bizler Kürdistan Gençliği olarak Bir daha bu topraklarda faşizmin yeşermesine izin vermeyeceğimizi belirtiyoruz. Onun için diyoruz ki Amed-Merdîn-Wan’ı savunmak demek İstanbul-Ankara-İzmiri savunmak demektir. Bunun için gençliği kesintisiz eyleme çağırıyoruz. Kürdistan gençlği başta olmak üzere bütün gençlik kesimlerini belediyelere yapılan darbelere karşı alanlara çağırıyoruz. Alanları direnenlere Özgürlük Alanı, faşistlere Cehenneme çevirelim.

Komalên Ciwan Koordisnasyonu
21 Ağustos 2019