Gençlik; on beş ile otuz yaş arasındaki toplumsal kesimi kapsar. Bu yaş kesitinin taşıdığı temel özellikler son derece değerlidir. Önemli olan da bu özellikleri bilmektir. Bunlar bilinmezse çok fazla genç de olunmaz.

Gençlik, bir sınıf özelliği taşımaz. Ama toplumsal gelişmede temel bir kesimi ifade eder. Toplumsal hareketlilikte gençliğin rolü belirgindir. Bir sınıf olmamakla birlikte kendine has özellikler taşıyan temel bir kesimdir. Gençlik basit veya ayırt edici özellikleri olmayan pasif bir kütle değildir. Yaşam, düşünce ve duygu bakımından toplumun diğer kesimlerinden farklılıkları olan, kendine özgü özellikler taşıyan bir toplumsal kesimdir. Öncelikle bir yaş dilimini ifade eder. İnsanın, başkalarının bakımına muhtaç olmaktan çıktığı, büyük arayışlar içerisinde olduğu, çok fazla günlük yaşamla bağı olmadığı bir yaş kesitini ifade eder. İnsanın iş yapabilecek düzeye geldiği, büyük umutlar ve gelecek arayışları içinde olduğu, sorguladığı ve günceli çok fazla yaşamadığı bir dönemdir.

Gençlik; on beş ile otuz yaş arasındaki toplumsal kesimi kapsar. Bu yaş kesitinin taşıdığı temel özellikler son derece değerlidir. Önemli olan da bu özellikleri bilmektir. Bunlar bilinmezse çok fazla genç de olunmaz. Nasıl ki hamal gibi çalışmak bir kişinin sınıf bilinci edinmesini sağlamıyorsa, nasıl ki toplumun en gerisine düşmüş köle kadının sadece kadın olması onu özgürlükçü yapmıyorsa, 18-20 yaşında olmak da bir insanı eğer onun özelliklerini iyi anlamaz ve hissetmezse genç yapmaz. Bu bakımdan gençlik, bir yaş diliminin temel özelliklerini ifade eden duygu, düşünce ve davranış toplamı olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda gençlik bir ruhtur.

Gençlik ruhu ve özellikleri nelerdir?

İnsan yaşamının belli bir dilimine ‘gençlik çağı’ denilmesi, diğer çağlardan ayrılması bu farklı özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bir insan, yirmi yaşında olduğu halde bir ihtiyar gibi olabilir. Gençlik özelliklerine ve ideallerine bağlı olarak yaşayan biri de ömür boyu genç kalabilir.

Gençlik insanın en dinamik çağıdır. Bu bakımdan gençliğin temel özelliği; hareketliliği ve dinamizmidir. Buradan baktığımızda; gençliğin devrimci bir karakteri vardır. Yani devrimciliğe yatkındır. Gençliğin dinamizmiyle sağladığı gelişmelerin önemi her toplum için büyüktür. Eğer bu dinamizmi; duyguda, düşüncede ve davranışta toplumsal harekete katabilirse, büyük bir eylem gücü ortaya çıkarır. Demek ki, hantal olanlar genç olamazlar.

Gençliğin önemli diğer bir özelliği; arayışçılığıdır. Bunun geleceğe dönük olmasıyla, bugüne fazla bağlanmamasıyla yakından bağı vardır. Çıkara bulaşmamış olması, saf, temiz ve umutlu olması, geleceğe dönük ve güncele takılmayan bir karaktere sahip olması son derece önemlidir. Bu özellikleri onu devrimci, aynı zamanda da sosyalist bir karaktere açık kılar. “Gençler solcu olur” söylemi buradan ileri gelir. Günlük yaşama, güncele bulaşmamıştır; yani çıkar peşinde değildir. Daha çok eşitlikten ve adaletten yanadır. Var olanı sorgular, kabul etmez; dolayısıyla değişimden yanadır. Kendi gelişimini ve dinamizmini kullanmak ister. Yine özgürlükten yanadır. Bütün bu özellikler gençliğin, dolayısıyla bir gençlik hareketinin temel özelliklerini oluşturur.

Söz konusu özellikler, sosyalizme ve özgürlükçülüğe denk düşer. Özgürlük ve eşitlik militanı olmaya denk düşer. Gençlik, sosyal karakterin en çok geliştiği bir dönemdir. Gençlik hareketi, devrimci-demokratik hareketin öncü parçasıdır. En dinamik parçası olduğundan, motor gücüdür. O nedenle devrimci hareketler her zaman gençlik hareketlerine önem vermişlerdir. Geçmişte dar sınıfsal devletçi paradigmadan kaynaklı gençlik hareketleri, devrimci hareketler içinde yerlerini tam olarak bulamamışlardır. İşçi-proleter öncülüğü ve buna gereğinden fazla yer verilmesi söz konusudur. Özgür kadın hareketleri ve gençlik hareketi abartılı proleter öncülüğünün tamamlayıcısı sayılmışlardır. Bu devletçi paradigma temelinde gerçekleşen reel sosyalizmin ve geliştirdiği hareketlerin en büyük yetersizliklerinden biridir.

Gençlik geleceğin özlemi ve umududur.

İşçi fetişizmine bağlanmış devletçi paradigmaya dayanan reel sosyalist hareketler, devletçi ve iktidarcı, ekonomist ve dar çıkarcı hedefler peşinde koşmuşlardır. Birçoğu adalet, eşitlik ve özgürlük ütopyasından koparak, sendikalist hareketler olmuşlardır. Önder Apo bu durumu düzeltmiştir. Geliştirdiği Demokratik, Ekolojik Ve Kadın Özgürlükçü Paradigmayla, devrimci demokratik ve sosyalist harekete yeni bir tanım getirerek, açılım sağlatmıştır. Çünkü ütopya, gençlik hareketinde vardır. Gençlik, baştanbaşa ütopyadır. Geleceğin özlemi ve umududur. Kadın özgürlüğü de öyledir. Maddi yanından ziyade, toplum yaşamını dengeli, düzenli, barışçıl ve demokratik kılma özelliği vardır. Özgürlük ve eşitlikçidir. Kadın ve gençlik hareketi, işçi hareketi gibi dar, kaba ve maddi eşitlikçilik öngören bir yaklaşım içerisinde olamaz. Hareketimiz bunu küçük burjuva eğilim olarak tanımlamaktadır. Kuşkusuz bu, ideolojik bir yaklaşımı ifade eder. Özgür kadın hareketinin özü ve esası, özgürlük ütopyasının dar çıkarlardan soyutlanarak, toplumsal yaşamın temel özelliklerine uygun kılınmasıdır. Bu, sosyalizmin özünün derinleştirilmesidir. Gençlik hareketi açısından da benzer bir tanım yapabiliriz.

Buradan baktığımızda, gençlik çağı insanın sosyalizme en yakın, özgürlük ve eşitlik idealleriyle dolu olduğu; yardımlaşma, paylaşma ve dayanışma yönlerinin en güçlü olduğu çağdır. Çıkara bulaşmadığı, kar hırsına kapılmadığı, dolayısıyla hileye ve aldatmaya başvurmadığı bir çağdır. En temiz ve en sade çağdır. Dinamizmini en çok koruduğu, günü yaşayarak güncel yaşam içinde kaybolmak yerine, insanlık için özgür ve mutlu bir yaşam ortaya çıkartma temelinde kendini feda etmeye hazır olduğu, bu anlamda oldukça fedakâr ve cesaretli olduğu çağdır. Gençlik çağı kendisini bu özelliklerle ortaya koyar. Bu özellikleriyle diğer çağlardan ayırılır.

Gençlik hareketi işte bu özelliklerden oluşan bir harekettir. Gençliğin bu özelliklerini kendi bünyesinde toplayan ve biriktiren bir harekettir. Bu anlamda gençlik hareketi basit, dar ve geçici bir hareket değildir.

Gençlik hareketleri toplumun değiştirici gücü olarak her zaman vardır. Böyle olmazsa, toplumun değişimi, ilerleyişi ve gelişimi sağlanamaz. Bu, toplumsal değişim ve gelişim diyalektiğinin temel yasasıdır. İnsanın veya toplumun sürekli bir gelişmeyi yaşaması, değişim dinamiğine sahip oluşundan ileri gelir. Öyle olmasaydı, toplumsal gelişme sağlanamaz, hayvanlar aleminden fazla bir farkımız kalmazdı. İnsanı hayvanlar âleminden ayıran, onun farklı bir tür olarak gelişmesine yol açan en önemli olgu, böylesi bir dinamizme sahip olmasıdır.

Toplumun değişim dinamiği gençliktir

Gençliği çok fazla idealize ederek, yaşamdan kopartmamalıyız. Yaşanması çok zor bir özellikler toplamı haline getirmemeliyiz. Ancak gençliği tanımlayan ve var eden temel özellikleri ortaya çıkartmaktan, görmekten ve topluma göstermekten de geri durmamalıyız. Bu nedenle söz konusu özelliklerin anlamını ve içeriğini doğru tanımalı ve bilince çıkarmalıyız. Çünkü bu, toplumsal değişim, gelişim ve yenilenme açısından son derece önemlidir. Gençlik olmazsa, bu temel özellikleriyle tanımlanmazsa, bu özellikler toplum yaşamında bir işlev görmezse, o toplum ilerleyemez. İlerlese de bu çok ağır olur. Bu değişim gücü en zayıf toplum demektir. Değişim dinamikleri zayıf olan toplumlara, ihtiyarlamış toplum denilmektedir. Bu, gençliğe dair özellikleri kendi içinde yeterince taşımayan toplum anlamına geliyor. Batı toplumları için bu deyim yoğunca kullanılmaktadır.

Bir toplum için en büyük güç, onun değişim dinamiğini temsil eden gençlik özelliklerinin diri ve canlı tutulmasıdır. Bir toplumda bu özellikler ne kadar diriyse, değişimi de o denli hızlı olur. Devrimci bir toplum olur. Fakat bu özellikler ne kadar zayıf olursa, gelişimi de o denli zayıf ve cılız kalır.

Cins mücadelesi, toplumsal değişimde özellikle de kapitalist aydınlanmanın gelişimiyle birlikte önemli bir mücadele haline gelmiştir. 21. yüzyılda da öne çıkan bir mücadele alanıdır. Çünkü cins mücadelesi toplumsal değişimi hızlandırmaktadır. Ancak toplumun her dönemindeki değişim dinamiği, esasta gençlik dinamiğidir. Bu dinamik; toplumsal değişim ve yenilenmenin vazgeçilmez gücüdür. Onun işlevi toplumsal yaşamın özellikleriyle belirlenir.

Kapitalist modernite süreci ve açığa çıkardığı toplumsallık bu dinamizminin öne çıkmasına da temel teşkil etmiştir. Diğer sınıf ve toplumsal kesimler için olduğu kadar, gençlik için de örgütlenme ve ortak eyleme geçme zemini ortaya çıkmıştır. Kapitalist modernite sürecindeki gençlik hareketleri her zamankinden daha örgütlü ve eylemli bir güç olarak gelişmektedir. Kapitalist toplum buna karşıt olmasına rağmen bunun yolunu açmıştır. Gençlik, hareket olarak toplumun ilerleyişinde geçmişten çok daha fazla rol oynayan bir güç haline gelmiştir. Gençlik her zaman toplumsal değişimde rol oynayan bir kesim olmuştur. Gençlik kapitalizmin farklı amaçlarla ve çok istemeden açmak zorunda kaldığı bu zeminde kendini örgütlemiş, temel özelliklerini örgüte ve eyleme dökmüştür. Bu, 20. ve 21.yy.da daha da belirginleşmiştir.

Gençliğin değişiğim dinamiği nasıldır? Arayışçılığı nedir? Bu hususları yaşamda gözlemlememiz gerekir. Dün ve bugün olgusu tanımlanırken; “bugün dünden ileri, yarından geriyiz” denilir. Bir çocuk; anne veya babasından ileri, çocuğundan geri olarak tanımlanır. Bu sözler, toplumsal yenilenmeyi ifade eden sözlerdir. Demek ki, insan ve toplum yaşamı bir tekrarı ifade etmiyor. Sürekli bir gelişimi ve değişimi içermektedir. Her şeyde olduğu gibi, insan ve toplum yaşamında da sürekli bir yenilenme, gelişim ve değişim söz konusudur. Bu değişimi, gelişimi ve yenilenmeyi topluma yaşatan da gençliktir. O nedenle gençlik demek, bir öncekini reddetmek, çelişmek, ona karşı mücadele etmek demektir. Bir öncekiyle çelişmeyen, onu reddederek aşmaya çalışmayan genç olamaz. Bu, sosyalist hareketler için de geçerlidir. Bütün canlılar, hareketler ve olgular için geçerlidir. Ama en fazla da değişim felsefesine, ideolojisine ve hareketine sahip sosyalist ve devrimci hareketler için geçerlidir.

Gençliğin her zaman için yetişkin kuşakla bir çelişkisi ve çatışması olmak zorundadır, vardır da. Bunu böyle görmemiz ve bir olgu olarak kabul etmemiz gerekir. Eğer bir toplumda kuşaklar arasında çelişki ve çatışma yoksa o toplumun değişim dinamiği zayıflamış demektir. Kuşak çelişkisi ve çatışması ne kadar güçlü olursa, toplumsal değişimde o denli güçlü olur. Gençlik, karakteri gereği var olanı kabul etmez. İyiyi, güzeli, eşit ve özgür olanı arar.

İnsan ve toplum yaşamı her dönem ciddi değişiklikler ve yenilikler içermektedir. Ruhta, bilinçte, düşüncede, örgütlülükte, maddi ve manevi yaşamın her alanında yeni bir şeyler edinilmektedir. Bu eski yaşamın bir tekrarı değildir. Toplumsal değişim ve gelişim düzeyi, bu farklılıkların açığa çıkartılarak görülmesindedir. Farklılık ne kadar fazla olursa, toplumdaki değişim ve gelişim düzeyi de o kadar ileri olmaktadır.

Gençlik hareketi olmayan toplumlar ağır aksak yürüyen toplumlardır

Günümüzde gençlik hareketine sahip olmayan hiç bir toplum, güçlü bir gelişim içinde olamaz. Ağır aksak yürür. İlerleme gücünü ve umudunu kaybetmiş bir toplum haline gelir. Günümüzde bazı toplumlar böyle bir zorlanmayı yaşamaktadırlar.

Diğer yandan gençliğin çok örgütlü olduğu, yeni bilinçler edindiği, kendini örgütleyebildiği, dolayısıyla değişimde rol oynadığı, kendisinden önceki kuşakla çelişki ve çatışmaya girdiği toplumlarda ise her bakımdan büyük sarsıntılar yaşanmaktadır. Bu toplumlar, maddi ve manevi anlamda ciddi değişiklikler yaşamaktadırlar. Hem ruhsal, hem duygusal, hem de yaşamsal olarak çok ciddi değişiklikler geçirmektedirler. Bu tür toplumlarda sarsıntı, çelişki ve çatışma çok yoğun yaşanmaktadır. Bu da bir zorlayıcılığı ifade eder. Çünkü değişimin yoğunluğu toplumun bütün iç dengelerini, yine insanın maddi manevi yaşamının dengelerini bozmaktadır. Eğer değişime yön verilmezse, bu bireyde ve toplumda ciddi tahribatlara yol açabilir. Ama eğer yön verilirse, birey ve toplum kendini yeniden şekillendirerek, büyük bir gelişmeyi ortaya çıkarır.

Dolayısıyla gençliğin toplumdaki rolünü doğru anlamalı ve o rolün oynanmasını sağlamalıyız. Eğer kendimizi bu özelliklerle tanımlıyorsak, o zaman genç olmasını bilmeliyiz. Aksi taktirde sistemimizi kuramaz, geliştiremez, koruyamaz çökeriz. Onun için toplumun değişiminde gençliğin oynadığı rolü ve özellikleri yine gençlik üzerinde geliştirilen ve yürütülen politikaları da görmek son derece önemlidir.

Gençlik arayışının olmaması, zayıf olması veya saptırılması kadar, bireye ve topluma zarar veren başka bir dönem yoktur. O nedenle her şey çok mükemmel, doğru bir rotada, başarıyla yürütülüyormuş gibi değerlendirilmemelidir. Gençlik dinamizmi örgütlü kılınmazsa, büyük tahribatlar yaşanabilir. Politik-ekonomik ve kültürel çelişkilerden doğan aşırı çatışma durumu tahribatlara yol açabilir. Gençlik hareketleri olumlu bir rol oynayabilecekken, zorlayıcı ve tahrip edici sonuçlara neden olabilir.

Bu nedenle siyasi hareketlerin bireyin ve toplumun yaşadığı çelişkileri doğru çözümlemesi gerekir. İnsan ve toplum psikolojisini bilmesi gerekir. Toplumun sosyolojik yapısını, çelişkilerini ve çatışmalarını doğru tahlil etmesi gerekir ki; yön verebilsin, örgütlü kılabilsin, dolayısıyla desteğini alabilsin. Kuşkusuz bunu en fazla da ‘özgürlükçü-eşitlikçi-sosyalist hareketim’ diyen hareketler yapmalıdır. Bunu yapmazlarsa, kaybederler.

Gençlik, bir yönüyle bireyin bir tür devrimi yaşaması olarak da ele alınabilir. Eskiyi aşan, reddeden, onunla mücadeleye giren, toplumla olduğu kadar aile düzeniyle de çelişen bir duruştur gençlik. Toplumsal değişimde öncü rolü oynayan gençlik, bir biçimde aile devrimini de yapmıştır. Bu, toplumun bünyesinde var olan eski yaşam özelliklerini kabul etmemeyi ifade eder. Yalnız bu, bazen sınırlı, yani pasifist olurken, bazen de çok etkili olmaktadır. Geleneksel kültürde yaşlılar gençlere güvenmezler. Yoğun arayışçılığından dolayı; “nereye gideceği belli olmaz” denilir. Gençler de, kalıba girmiş yaşamı, bir tekrardan ibaret olan toplumsallığı ve bireyi zayıf görür ve ona isyan ederler. Zaten çelişki de buradan doğmaktadır. Bu çelişki her zaman var olmuştur ve Kürt ulusal dirilişinde de, gelişiminde de etkili rol oynamıştır.

Kürt Özgürlük Hareketinde aile devrimi adeta uluslaşmayı sağlayan, insanı birey haline getiren, aile, aşiret, kabile gibi dar bağları kırarak, özgürlük bağları geliştiren bir devrim olmuştur. Bizde, aile devrimi bir özgürlük devrimi olarak gelişmiştir. Buna; “ulusal diriliş” denilmiştir. “Toplumsal demokrasinin ve özgürlüklerin gelişmesi” de demekteyiz. Yeni insanın yaratılması, kişilik devriminin gerçekleşmesi çok önemlidir. Birey olma devrimi ile aile ilişkilerini parçalama devrimi iç içe ve çok şiddetli olmuştur. Gençliğin var olanı reddetmesi sonucunda yaşanan çatışma sert geçmiştir. Ancak bununla dar, eskiyi ifade eden, Kürt bireyinin ve toplumunun gelişimini engelleyen bağlar kırılmıştır. Bu anlamıyla gençlik, kişilik devriminin yapıldığı çağdır. Demokratik ulusal kişilik kazanma sürecidir.

Aile, aşiret, mezhep, okul ve sistem yeni oluşması itibariyle gençliğe kendi özelliklerini vermek istemektedir. Gençlik, bütün bu özelliklere karşı bir mücadele yaşar. Kişilik edinme, yoğun bir iç mücadele anlamına gelir. Kişilik, kendi doğrularını benimsetmek isteyen ve değişik yönde etkide bulunmaya çalışan güçlerle bir savaşımı yaşar.

Tabi bir de Özgürlük Hareketinin yaratmak istediği bir gençlik söz konusudur. Bu anlamda Özgürlük Hareketine katılmak demek, bütün bu gerici, sömürgeci, modernist güçlerin kişilik üzerindeki saldırılarına ve yönlendirmelerine karşı mücadele etmek demektir.

Gençlik çağı, yeni insanın ortaya çıktığı dönemdir. Bir önceki toplum yaşamından daha ileri bir toplumsal yaşama geçişi ifade eder. Bu anlamda gençlik, her zaman yenilikçidir. Örgütlü ve bilinçli kılınmış bir gençlik, toplumu hızlı ve köklü değişime uğratacak kişiliğin ortaya çıkması anlamına gelmektedir.

Egemen düzen gençlikten çok korkmaktadır. Modern gelişmelerin gençliği neredeyse bir sınıf düzeyine getirdiğini, gençlik hareketlerinin güçlü ve hızlı bir ideolojik ve örgütsel zemin oluşturduğunu, dolayısıyla toplumsal gelişmede doğal bir parti ve ordu gibi hareket ettiğini görmektedir. Öncü rol oynayabilecek bir düzeye ulaşmış olması, büyük bir endişe yaratmaktadır. Bu nedenle toplumun özgürlük, eşitlik ve adalet yönünde eğitimini, örgütlenişini ve ilerleyişini engellemek için örgütlü ve planlı politikalar geliştirerek, gençliği yozlaştırmayı hedeflemektedir.

Kendini düşünen, kar-iktidar ve haz dünyasına dalarak bireycileşen, dolayısıyla düzene entegre olan bir çizgiye çekmek temel amaçtır. Böylelikle özgür yaşam arayışını, yenilikçiliğini, idealizmini, fedakarlığı ve cesaretini yozlaştırarak gençliği özünden saptırmaya uğraşmaktadır. Günümüzde uluslararası gericilik gençlikle yoğun bir mücadele halindedir. Bu, hem ideolojik, hem politik hem de psikolojik olarak böyledir. Bunun için özel uzmanlar, psikologlar ve sosyologlar çalıştırılmakta. Özel politikalar ve örgütler geliştirilmektedir. Örgütlü-planlı yoğun bir çaba söz konusudur. Bilimsel teknik gelişmelerden de sonuna kadar yararlanılmaktadır.

Gençliğin toplumsal özgürlük ve demokrasinin gelişimine öncülük eden veya öncülük edebilecek potansiyeli bu biçimde eritilmeye, saptırılmaya ve düzen açısından tehlikesiz hale getirilmeye çalışılmaktadır. Günümüzde bu temelde küresel bir mücadele sözkonusudur. Kapitalist modernist sistemin gençliğe yönelik yürüttüğü mücadele ulusal sınırları aşmış bütün dünyayı içine alan bir sistem mücadelesine dönüşmüştür.

Kürdistan’da gençlik hareketi

Demokratik uluslaşmanın gelişimi, demokratik ulusal bilincin oluşumu, dolayısıyla Özgürlük Hareketinin gelişim süreci, gençlik hareketinin de oluştuğu süreçtir. Geleneksel feodal toplum yapısının çözülmesi ve sosyal ayrışmanın gelişmesi, gençliğin toplum yaşamını etkileyen bir kesim olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Kürdistan’da ortaya çıkan gençlik hareketi, ilkel milliyetçi hareketlerin de aşılmasını getirmiştir. İlkel milliyetçi örgütler gençlik hareketi yaratamamışlardır. Örneğin KDP kendi içinde gençlik özellikleri taşımadığından bir gençlik hareketi yaratması söz konusu olmamıştır. KDP, feodal ve aşiretsel yapıya uygun bir siyasi ve sosyal örgütlülüğü ifade ettiğinden bir gençlik hareketi oluşturamamıştır-oluşturamaz da. Belki birkaç genci bir araya getirebilir ama gençlik ruhuyla donanmış bir gençlik hareketi kuramaz. Bu kendisinin aşılması anlamına gelir. Bu nedenle gençlik hareketinin gelişeceği zeminin demokratik ve özgürlükçü olması gerekir. Bu zemin Kürdistan’da ilk olarak PKK ile yaratılmıştır

Türk gençliğindeki hareketlenme ile dünyada gelişen gençlik hareketlenmesi arasında bir paralellik vardır. Buna ’68 kuşağı denilmektedir. Türkiye Devrimci Gençlik Hareketi 1960’ların sonunda gelişmeye başlamıştır. Kürt gençliğinin de bunun etrafında bir örgütlenme arayışı gelişmiştir. Bu süreçte uygun bir zemin de oluşmuştur.

Cumhuriyet yönetimi, inkar ve imha politikası temelinde asimilasyonu esas almıştır. “Beyaz katliam” olarak adlandırılan bu yöntem Kürdistan’da soykırımın bir biçimi olarak özellikle gençlik üzerinde uygulanmıştır. Bu nedenle eğitime özel bir önem verilmiştir. Bununla ulusal eritmeyi amaçlamış, o nedenle eğitim sistemini kısa bir zaman dilimi içerisinde çok hızlı ve yoğun bir biçimde köylere kadar taşırmıştır. Böylelikle Kürdistan’da önemli bir öğrenci gençlik kesimi oluşmuştur. Soykırım amacıyla kurulan okulların etrafında önemli bir gençlik kitlesi yoğunlaşmıştır. Kürdistan’daki ilk gençlik hareketleri buralara dayalı olarak gelişmiştir.

Orta ve egemen sınıfa dayanan öğrenci gençlik içerisinde küçük burjuva eğilimi gelişmiştir. Bu eğilim ’70’lerin başında Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye’de DDKO biçiminde bir örgütlülüğe kavuşurken; devrimci yurtsever eğilim Kürt Özgürlük Hareketinin gelişimine paralel bir gelişme içine girmiştir. Çünkü Kürdistan’da gerçek anlamda ulusal demokratik gelişme ile gençlik hareketinin gelişimi iç içe yaşanmıştır. PKK gençliğe dayalı olarak doğup, gelişmiştir. Aydın-gençlik hareketi bir ideolojik eğilim ve örgütsel yapı olarak doğup, gelişmiştir. Okullarda toplanan emekçi ve yoksul gençlik, buralarda sağladıkları aydınlanmayla ulusal ve demokratik bilincin ve onun örgütü olarak PKK’nin yaratıcıları olmuşlardır. Ulusal demokratik örgütlenme ve eylemi yaratmışlardır.

Gerilla bir gençlik örgütüdür

Apocu hareket kendini başından beri böyle bir hareket olarak tanımlamıştır. Apocu hareket bir halk hareketi olarak, bir sınıf hareketi olarak ortaya çıkmamıştır. Her ne kadar ideolojik olarak reel sosyalizmin etkisiyle işçi sınıfının çıkarlarını esas almışsa da, ulusal gelişmeyi öngörerek bütün ulusa hitap etmişse de, bütün bunlar öncellikle gençlik hareketi aşamasından geçilerek, yani aydın gençlik kesimi içerisinde yaratılmıştır. Ulusal demokratik bilinci oluşturan ve topluma taşıran aydın gençlik olmuştur.

Dolayısıyla Kürdistan’daki demokrasi ve özgürlük hareketi bir gençlik hareketidir. Halka dayanan, halkçı özellikler taşıyan gençlik grubu ilerleyerek gelişmiştir. Yoksul, emekçi ve aydın gençliğin yarattığı ulusal demokratik eğilim, ideolojik, maddi ve kadro bakımından yaşadığı bütün zayıflıklara rağmen Kürt halkı tarafından sahiplenilmiş ve gelişme göstermiştir.

Kürdistan zemininde sosyalist hareket, ulusal demokratik hareket ve gençlik hareketi iç içe ve bütünlüklü gelişmiştir. Bu bakımdan ulusal demokratik hareket, aslında bir aydın gençlik hareketidir. Halka gitmiş ve halkın desteğini almıştır. Fakat mücadelenin yürütücü gücü gençlik olmuştur. Çünkü sömürgeci ve soykırımcı Türk devletiyle mücadele savaş biçiminde sürmüştür. Dolayısıyla gençlik gerilla olarak örgütlenmiştir. Gerilla bir gençlik örgütüdür. ’70’lerde ideolojik bir gençlik grubu olarak şekillenen Apocu Hareket giderek bir gençlik ordulaşmasına dönüşmüştür. Gençlik, sadece Kürt Özgürlük Hareketinin ideolojik bir eğilim ve grup olarak doğuşunu gerçekleştirmekle kalmamış bu mücadeleyi bizzat üstlenmiştir. Farklı bir toplumsal kesimle birlik ve ittifak halinde örneğin işçi ve köylü sınıfı ile bir isyana kalkıp, mücadele yürütmemiştir. Gerilla düzenini yaratan ve gerilla savaşını veren gençlik olmuştur.

İdeolojik eğilimi aydın gençlik yaratmış, kadrolaşma gençlikle oluşmuş, PKK’yi gençlik kurmuş, gerilla gençliğin direniş örgütü olarak ortaya çıkmıştır. İdeolojik, siyasi, askeri tüm yapılanmaya damgasını vuran gençlik özellikleri olmuştur. Bu realiteyi Başka Apo ‘Genç başladık genç başaracağız’ biçiminde tanımlamıştır.

Günümüzde Kürt Özgürlük Hareketi bu realitesi nedeniyle gençlik ruhuyla dopdolu bir harekettir. Sosyolojik bir kategori olarak gençlik aradığı her şeyi bu nedenle PKK’de bulmaktadır.

Kuruluş ve kurtuluş sürecinde gençlik

Gençlik, demokratik halk hareketinin örgütlenme ve eylem alanına öncülük etme, onun kadrosal gücünü, yine en dinamik eylem gücünü oluşturma bakımından temel bir yer tutmaktadır. Geçmiş mücadele stratejimizde yeri daha çok tali planda olan gençlik; yeni mücadele stratejimizde öncü pozisyonuna yükselmiştir. Yeni mücadele stratejimiz demokratik halk hareketinin düzeyi, stratejik yapılanması, öncü ve ittifaklarının belirlenmesi konularında yeni bir yaklaşıma yol açmıştır. Özgür Kadın Hareketi ideolojik-örgütsel ve eylem gücü olarak öne çıkarak önemli bir kabul açığa çıkarmıştır.

Gençlik de benzer bir stratejik konum kazanmıştır. Demokratik devrimin derinleştirilmesi mücadelesinde kadın ve gençlik hareketinin, halkın ortak demokratik eylemliliğine öncülük edecek düzeye getirilmesi, temel bir çalışma haline gelmiştir. Bu nedenle gençlik hareketini daha özgün ele almak ve örgütlemek öne çıkmıştır. Demokratik uluslaşma sürecini yaşayan halkımızın direngen ve inşacı gerçeğinin geliştirilmesi açısından öncülüğün iyi tanımlanması ve örgütlü kılınması, demokratik ulusun başarısı için zaruridir.

Gençliği aktifleştirme sorunlarını çözmeden, demokratik halk direnişimizi geliştiremeyiz. Bunu yapamazsak Özgür Kadın Hareketi de ittifaksız kalır. Bu da demokratik halk direnişimizi geliştirmeyi zorlar. Bu bakımdan gençlik hareketinin özgün tarzda ele alınıp, örgüt ve eyleminin bütünlüklü geliştirilmesi, demokratik devrimi geliştirebilmek açısından zorunludur. Aksi halde köklü bir toplumsal demokrasi mücadelesi verilemez. Devrimci demokratik değişim motorsuz ve öncüsüz kalarak, kendiliğindenliğe sürüklenir. Kaldı ki bu durumda olan gençlik, gericilik tarafından saptırılabilir. Bu bakımdan gençlik hareketi, inşa sürecinin en önemli hareketi olarak gündemimizdedir.

Toplumsal gelişmede gençliğin yeri ve rolü

Geçmişte de mücadelemizde her şeyi yürüten gençlik olmuştur. Gerillamız bir gençlik örgütüydü ve savaş gençliğin mücadelesiydi. Kitle mücadelesi içerisinde de gençlik önemli bir rol oynamıştır. Gençler katılmış, çalışmış, kadro, örgüt ve mücadele sorunlarını omuzlamışlardır. Fakat mücadele içerisinde özgünlüğüyle öncü bir gençlik hareketi oluşturulamamıştır.

Zira gençlerin mücadeleye katılması ayrı bir şeydir, kendini bir hareket olarak örgütleyip, katılması ayrı bir şeydir. Biri gençlerin herhangi bir siyasal, askeri veya ideolojik mücadeleye katılması iken diğeri gençliğin kendini bir hareket olarak örgütlemesi, demokratik devrimde öncülük rolünü oynamasıdır. Esas olan da budur.

Böyle olmazsa demokratik devrim gelişip derinleşemez. Toplumsal değişim ideolojik derinlik ve dinamizm kazanmaz. Örgütlü öncülük zayıf kalır. Çünkü devrimimizin ideolojik özü burada saklıdır. Devrimci değişimin temel karakteri ve özellikleri gençlik ve kadından kaynağını almaktadır. Gençliğin ve kadının örgütlülüğünde yatmaktadır. Demokratik değişimin özelliklerini açığa çıkaran, yayan, savunan kadın ve gençlik hareketidir.

Kadın Özgürlük Hareketi kendi ideolojik ölçülerini topluma taşırdığı ölçüde, Özgür gençlik hareketi kendi özelliklerini topluma taşırdığı ölçüde demokratik değişim kökleşebilir. Demokratik değişimin niteliği ve derinliği böyle ortaya çıkar. Bunu özgür kadın hareketi ve gençlik hareketi sağlayacaktır.

Bir; ideolojik derinlik kazandırması, yön vermesi, değişimin ideolojik karakterini ortaya çıkarması.

İki; örgüt ve eylemde motor gücü olması. Öncülük de bu noktada tanımına kavuşmaktadır.

Gençlik hareketini özgünlüğü içerisinde ele alma, ideolojik ve örgütsel sorunlarını gündemleştirip çözme bu nedenle bizim için birinci derecede önem taşımaktadır.