Toplumsallığın ilk evrelerinde yaş olarak genç olan kadınlar toplum öncülüğünde kutsallaşan kadın imgesi ile ön planda yer almışlardır

 

Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi

“Eğer devrim, kaybetmek istemiyorsa, devrim feodalizmin çitlerinde parçalanıp gitmek istemiyorsa, küçük-burjuvazinin karşı-devrimciliğinde, yozluğunda yitirilmek istenilmiyorsa, genç kızın devrimciliğini geliştirmek büyük özen ister.

Tıpkı bir ülkenin bağımsızlığı gibi, tıpkı bir halkın özgürlüğünü sağlar gibi, genç kızın özgürlüğünü duru tutmaya çalışacağız.”

Kadınlık ve gençlik özelliklerinin bileşkesi olan genç kadın gerçekliği toplum içerisinde ayrı bir yere sahiptir. Bu tarihsel olarak da böyledir. Bu yüzden üzerinde yoğunca durulması, tartışılması gereken bir konudur aslında genç kadın olmak. Genç kadın bir kimliktir. Hem kadın hem de genç olmanın kendine has yanlarının bütünleşmesini ifade eder. Kadının yaratıcı, kapsayıcı, öncü, bilge, toplumsallaştırıcı yanları ile gençliğin dinamik, her zaman arayış içerisinde olan, var olanı kolay kabul etmeyen ve değişime açık olan potansiyel yapısının bir araya gelmesi güçlü bir kimlik gerçeğiniifade eder. Kadın enerjisinin oldukça akışkan, kıpır kıpır ve yeni yaratımlara, arayışlara dönük çabaların yoğunlaştığı bir süreçtir aynı zamanda genç kadınlık. Sistemin kirliliklerine bulaşmamış bir masumiyeti, haksızlığa karşı tepkiyi kendi içinde barındırır.

Toplumsallığın ilk evrelerinde yaş olarak genç olan kadınlar toplum öncülüğünde kutsallaşan kadın imgesi ile ön planda yer almışlardır. Ancak devletli uygarlık sistemi ile bu gerçek alt üst edilmiş, hiyerarşik-iktidarcı yapılanma en fazla genç kadınlara saldırmıştır.Kadını, genç kadını ne kadar çok kendi denetimi altına alabilirse o kadar toplumu da kendi cevherinden uzaklaştırır, köleleştirir. Elbette ki bu durum karşısında kadın bir mücadele içerisinde olmuştur. Tarih içerisinde bunun örnekleri ile karşılaşıyoruz. Fakat şu da bir gerçek ki, günümüzde genç kadın kimliği büyük bir darbe almıştır. Hem kadın hem de genç olmasından ötürü kadın ve gençliği bastırma üzerinden uygulanan politikaların toplam bileşkesi genç kadınlar üzerinden uygulanmaktadır. Bu yüzden sisteme karşı en fazla mücadele içerisinde olması gerekenler genç kadınlardır. Ve kadınlar son üç yüzyıllık devrim geleneğinde bunu yapmıştır, devrimlerin tarihini incelersek birçok devrimci genç kadın ile karşılaşırız. Her devrimin sembolleşen kadın devrimcileri vardır. Yıllarını devrime adayan, en büyük zorlukları, tehlikeleri göze alan, büyük direnişlerin sahibi olan kahramanlardır onlar. Kadın ve genç olmanın inanılmaz enerjisi, yaratıcılığı büyük bir güce sahiptir ve bu güç örgütlülüğe dönüştü mü, rahatlıkla devrimlerde öncülük yapabilir. Yıllardır Kürdistan’da yaşananlar da bu geleneğin mirasıdır. Kadınlar bin yıllarcaönce açığa çıkardıkları toplumsallaşma gücünü, şimdi de sistemin tüm baskılarına rağmen demokratik ulusu inşa ederek gösteriyorlar.

 

Sistem Çarkında Nefessiz Bırakılan Bir Kesim; Genç Kadınlar

Sistemin kendine göre bir kadın tanımlaması var. Bin yıllardır topluma düşünsel olarak da hükmeden bu duruma göre kadın pasif, akılsız, güçsüz, erkeğin malı-mülkü, çocuk doğurmaktan başka bir katkısı olmayan bir varlık olarak görülür. Kadının kendisi de kendini bu şekilde ele alır. Çaresizdir, eli kolu bağlıdır, efendisine hizmetten başka bir yolu yoktur algısı oluşturulur kadında. Bununla birlikte sistemin bir diğer saldırı hedefi gençliktir. Ana karnında belirlenen cinsiyetçilik düzenleri çocukluk aşamasında öğretilmeye başlar ve gençken kullanılan yöntemler daha da çeşitlenir. İnsanın gençlik dönemi aynı zamanda özgürlüğe en yakın olduğu dönemlerdir, arayışların en yoğun olduğu dönemlerdir. Doğru bir yön kazanırsa ulaşamayacağı hakikat yoktur. Bu gerçeği iyi tahlil eden sistem en etkili saldırılarını bu dönemde yapar. Gençleraynı zamanda toplumun geleceği olduğu için egemen sistem kendi zihniyet argümanları ile gençliğin beynini iyi yıkamalıdır. Gençler için kullanılan hayata atılma tabiri aslında günümüzde sistemin çarklarının arasında sıkıştırılmadır, sistem içine çekilmeleridir. Bu yüzden gençlerin gençliklerini yaşamalarına izin verilmez, hemen büyümeli, olgunlaşmalıdırlar.

Bu durumun genç kadınlar üzerindeki yansımaları daha yoğundur. Hakikati çarpıtmak için hedef seçilen genç kadınlardır. Jerontokrasi ve ataerkilliğin birleşmesidir genç kadın üzerinde yürütülen baskı sistemi. Hem cinsinden ötürü hem de yaşından ötürü sistemin bütün okları ona yöneltilmiştir. Sistem böylece hem kadının hem de gençliğin güçlü potansiyelinden yararlanarak kendi ömrünü daha çok uzatacaktır. Beraberinde gençlik içerisinde kadın kimliği silinmeye çalışılır. Genç denince akla nedense hep erkek gelir, delikanlı denince akla erkek gelir. Gençlik kavramı bile cinsiyetçi kılınır. Oysaki kadın toplumun kök hücresidir, temelidir, gelişen toplumsal form kadın aklıyla, eliyle olur. Bu yüzden sistemin ilk hedefi özgür toplumun kök hücresi kadındır. Kök hücrenin değişmesi genel dokunun da değişmesi, farklı bir kimliğe bürünmesi demektir. Zamanında yaşamın, toplumsallığın kutsallığını ifade eden kadın kimliği iktidarcı-hiyerarşik sistemin oluşması için çarpıtılarak, baskı altına alınır ve sistem kendine göre bir biçim verir.

 

Genç Kadınların Önündeki En Büyük Handikap Aile

Ataerkil aile kurumuna o kadar çok kutsallık atfedilir ki, yere göğe sığdırılamayan bu kurum aynı zamanda kadınların sistem için eğitildikleri, daha doğrusu terbiye edildikleri karargahlar gibidir. Ataerkilliğin ortaya çıkışından bu yana kullanılan semboller ile kadınlık özellikle de genç kadınlık yoğun bir ideolojik, düşünsel bombardıman altında tutulur. Kadın ne kadar çok bu sembollere kanarsa, gelecek nesillerin kontrol edilmesi o kadar rahat olur. Çünkü yeni neslin annesi, öğretmeni kadındır. O yüzden genç kadınlar hayatın her aşamasında belirli kurallar içerisinde tutulmalı, kafasını kaldırmasına fırsat verilmemelidir. Toplum da bu şekilde alıştırılır. Kadın olmak hele de genç olmak her zaman kötülüğe açıkmış gibi bir algı oluşmuştur insanların kafasında. Hepimiz biliriz bazı sözleri, örneğin “kızını dövmezsen dizini döversin ya da kızını bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya kaçar” gibi. Yani kızını her zaman baskı altında tut, kafası çalışmaz onun, her an bir hata yapabilir, namusunu beş paralık edebilir, çünkü o zayıf tohumdur, günaha, yanlışa meyillidir, o yüzden gölgen hep üzerinde olsun, hemen başı bağlanmalı der bu “atasözleri”. Aynı zamanda bu gibi durumlar genç kadınların hangi geleceğe hazırlandıklarını iyi ifade eder. Egemen erkek aklı için kadın elde edilmesi gereken bir avdır. Bu avlama süreci kadın için çocukken başlar ve hayatının sonuna kadar devam eder. Gençlik aşaması bunun en acımasız sürecidir. Geleceği elinden alınır, hayalleri karartılır, henüz arayış içerisinde olan ruhu esaret altına alınır. Her şeyin farkında olan ve iyinin cazibesine kapılmaktan vazgeçmeyen, onarıcı ve iyileştirici masumiyeti işe yaramaz, ahmakça denerek yargılanır. Genç kadınların sistemin tuzağına düşmesi için ne gerekiyorsa fazlasıyla yapılır.

Ailede, okulda, sokakta, işte yani yaşamın her alanında kadını terbiye etme, biçim verme mekanizmaları oluşturulmuştur. Kadın başını nereye çevirse, yönünü nereye yöneltse sistemin sembolleriile karşılaşır. Gözünün başka bir şey görmemesigerekir, kulağı farklı bir şey işitmemelidir. Sistem ne diyorsa o kadar bilmeli, o kadar anlamalıdır. Düşüncesi sistemin izin verdiği bilgilerden oluşmalıdır. Genç kızlar nasıl davranmaları, nelerle ilgilenmeleri, nasıl konuşmaları, kendilerine nasıl biçim vermelerikonularında yoğun bir eğitim altındadır. Birçoğumuz evdeyken sürekli toplumun bize nasıl bir hanım hanımcık kız olmamız gereken nasihatleri ile yaşamışızdır. Birçoğumuzun annesi bize defalarca “komşunun kızını görüyor musun, ne kadar akıllı, ne kadar terbiyeli, evin her işini yapıyor, çeyizini hazırlıyor, büyüklerinin karşısında ağzından bir laf çıkmıyor” gibi kendilerince doğru nasihatlerde bulunurlar. Elbette bu konuda sadece annelerimizi eleştirmiyoruz, çünkü onlar da kendi büyüklerinden böyle öğrendiler ve bu bir zincirleme olarak ilerlemeye devam ediyor. Toplumsal cinsiyetçilik aileyi öyle bir hale getirmiştir ki, aile kızını bir köle, elden çıkarılacak bir eşya olarak görür.

Genç kadınlar yıllarca iyi bir eş, iyi bir anne olmak için hazırlanır. Kadın farklı işlerle de uğraşabilir ama neticede bir genç kızın en iyi bilmesi gereken şey “evinin hanımı, kocasının eşi, çocuklarının annesi” olmaktır. Çünkü sistemin genç kızlar için gelecekteki yaşamları bu semboller etrafında şekillenir. Genç bir kadın mutlaka beyaz atlı prensi ile evlenecek, anne olacak, aile kuracaktır. Ama işin özünde beyaz atlı prens imgesinin arkasında onu bekleyen korkunç bir mavi sakal vardır. Onun ruhunu, benliğini, kişiliğini parçalayan bir mavi sakal. Ve günümüzde milyonlarca genç kadın yaşam enerjisini yitirmiş bir şekilde sistemin acımasızlığına kurban edilir.

 

Kapitalizm Genç Kadınların En Büyük Düşmanı 

Kapitalizmin zihniyet oluşturma argümanları yirmi dört saat boyunca toplum aleyhine çalışır. Toplumun denetim altına alınmadık bir yanı bırakılmaz. Hayal dünyası dahi sistemin kısır döngüsü içine alınır. Özellikle de genç kadınlar için biçimlendirilmiş tozpembe hayaller oluşturulur. Sistemin sahte özgürlük anlayışının damgasını vurduğu insan algısından bu hayaller de nasibini alır doğal olarak. Hayalinde hep canının istediğini yapmak, istediği ilişkiyi yaşamak, pahalı zevklerini elde etmek vardır. Buradan dahi kadınların ne kadar bastırıldıklarını anlayabiliriz. O kadar kendine ötekileştirilmiş ki ekmek ve sudan daha çok ihtiyacı olduğu özgürleşmeyi düşünemez bile. Çünkü kendince canının istediğini yaparsa zaten özgürdür. Hayallerini süsleyen zengin bir yaşam ve yakışıklı bir kocadır. Elbette ki sistemiçileştirmenin tek yanı düşünsel anlamda değildir. Ekonomik anlamda da en çok sömürülen kesim genç kadınlardır. Kadının ekonomik katılım açısından belirli bazı alanları vardır, diğer alanlar erkek işidir. Bir yönüyle ekonomik olarak etkisizleştirilen kadın, bir diğer anlamıyla da hem sistemin işçisi hem de işçi doğurma fabrikasıdır. Bununla birlikte pazar anlamında da sistemin en temel hedef kitlesi genç kadınlardır.

Genç kadınlar için en büyük mutluluk tüketim alanının genişlemesidir. Müthiş bir tüketim çılgınlığı oluşturulur. Bu anlamda en çok başvurulan yöntem çarpılmış estetik ölçüleridir. Sistemin estetik anlayışı erkeğin beğeni ölçülerine göre dizayn edilmiştir. Kadın da bu ölçülere göre olmalıdır. Estetik sadece biçimle bağlantılıdır, o da erkeğin istediği şekilde olmalıdır. Burada kadına dayatılan kendi doğasından uzaklaşmadır. Çünkü kadın doğasına göre olan güzel değildir. Erkeğe göre olan güzeldir. Kadının beden ölçülerinden tutalım, konuşma tarzına, hal hareketlerine kadar her şey bu estetik aslında estetiksizlik anlayışına göre şekillenir. İşte burada moda, kozmetik, reklam devreye girer. Sistemde en çok para getiren işlerdir. Yine Türkiye gibi bir toplumda özellikle televizyon kanalları yirmi dört saat dizilerinden, magazin programlarına, yemek tarifi programlarından, reklamlara kadar kadınların kafasında ideal kadın tiplemesini oluştururlar. Bu konuda hem kullanılan, hem de hitap edilen kadındır. Bu şekilde sistem genç kadınları bu yalana özendirir, sisteme entegre eder.

Beraberinde sistemin her türlü yoz yaşamı genç kadınları kullanarak geliştirir. En somut örnek fuhşun bu kadar yaygınlaşmasıdır. Bu çirkinliğin ağına düşürülen hep genç kadınlardır. Bu dibe vurma noktasıdır. Kadının ruhu, bedeni, hayalleri, duyguları tüketilir. Tüketilen kadın gerçeğine bırakılan tek yol ise kendi canına kıymaktır. 3S’lerin en çok hitap ettiği kesim olan genç kadınlar artık sistemin en kırılgan halkası olmuştur.

Bu şekilde sistem gençliğin anarşist, devrimci yönünü kaybettirmek ister. Yaşadığı çelişkileri liberalleştirerek içinde bulunduğu duruma başkaldırmasına izin vermez. Sanal, sahte, yoz yaşama mahkum edilen gençliğin sisteme tehdit olan yanları törpülenir, radikalliği yumuşatılır. Oysaki önceden gençler içerisinde devrimci bir gelenek vardı. Özellikle de devrimin en öncü gücü öğrenci gençlikti. Şimdi sisteme en çok entegre edilen öğrenci gençlik oluyor. 68’in devrimci gençliği dünyayı bir devrim havasına soktu, Kürdistan ve Türkiye’de de güçlü gençlik hareketleri yaşandı. Bu gerçeği bertaraf etmek isteyen sistem 12 Eylül ile yeni bir genç kuşak yaratmak istedi ancak istediği başarıyı yakalayamadı. Gençliğe olumsuz etkileri oldu ancak şu an yine bu coğrafyada gençler devrimlere öncülük yapıyorlar. Gençlik içerisinde hala büyük bir devrimci potansiyel var.

Tüm bu gerçekler Kürdistan’da çok daha ağır bir şekilde yaşanıyor. Özgürlük hareketinin açığa çıkardığı değerleri boşa çıkarmak için sistem en fazla gençlere el atıyor. Aileyi, eğitimi, modern kültürü, bilim- tekniği kullanıyor bunun için. Kürt gençlerinin köksüz, bilinçsiz, hafızasız olması için sistemin en büyük araçları olan 3 S’ler en çok Kürt gençlerine hitap edecek şekilde kullanılıyor. Hem maddi hem de manevi anlamda yokluk içinde bırakılan gençler ajanlaştırma, fuhuş, uyuşturucu kullanımı gibi en yoz yaşam biçimlerinin içine çekiliyor. Genç kadınlar çok bilinçli bir şekilde erken yaşta evliliklere, töre cinayetlerine kurban ediliyor. Ve sonuç olarak yüzlerce kadının intiharları ile karşılaşıyoruz. Bütün bunların hepsi bir irade kırma politikası olarak devam ettiriliyor. Bu politikalara, imha ve asimilasyona karşı verilecek en büyük cevap demokratik ulusu hızla inşa etmektir. Kürt gençlerinin en büyük görevi demokratik ulus inşasıdır.

 

Demokratik Ulusun İnşasında En Örgütlü Güç Genç Kadınlar Olmalı

“Genç bir kız ölü olamaz, dirilişin temsilcisi olacak, sevgi kaynağı olacak, çekici ve yakıcı olacak.”

 

Genç kızlar, kadınlar öz olarak devrimcidirler, çünkü mal-mülk edinmeye ve olmaya her zaman tepkileri vardır. En radikal devrimci güç genç kadın örgütlenmesi içinden çıkmaktadır. Gücünü açığa çıkarabileceği bir ortamda genç kadınları durduracak bir güç olamaz. Bu anlamda genç kadınların en başta yapması gereken ideolojik olarak kendini eğitmektir. Sistemin kölelik kodlarını kendi kişiliklerinde çözümlemek, bu anlamda kendini tanımak, sorunlarını tespit etmek, bilinçlenmek, kendini eğitmek ve sisteme karşı kendini güçlü kılmaktır. Kadınlar cins bilinci ve özgürlük bilincini harmanlayarak, kendini örgütlü bir güç haline getirerek sisteme karşı koyabilirler. Bunun için özgürlük hareketinin birçok ideolojik argümanı yine pratik mücadele mirası vardır. Genç kadınlar için bu değerlere hem sahip, çıkmak hem de geliştirmek en büyük görevdir. Genç kadınların en örgütlü olduğu zemin aynı zamanda mücadelenin güçlü olduğu zeminlerdir. Önderliğin bu konunun nasıl ele alınması gerektiği konusunda oldukça somut çözümlemeleri vardır; “Özellikle genç kızları, bilinçsiz kadınları, köle kadınları kesin geliştirmek zorundasınız. Geliştirmeyinceye kadar erkeklerle ilişkiyi adeta yasaklayın. Yetişmeyen bir genç kızı, köle bir kadını erkek egemenlikli etkilere açık bırakamazsınız. Genç kızlar devrim tarafından şekillenmeye en müsait özneler durumundadırlar. Devrimci değişime en yakın objelersiniz. En iyi şekil sizlere verilebilir. Hem kendinizi erkeklerden daha fazla şekillendirme, hem de kişilik özellikleriniz buna uygundur. İçinizden çok yaman özgürlük savaşçıları çıkabilir”demektedir.

Sistem genç kadınları o kadar olumsuz etkilemiştir ki ve kadının kendisi de bunu o kadar kanıksamıştır ki, doğal olarak devrim saflarında da sistemden alınan yanlışlar, yanılgılar yaşanabilmektedir. Sistemin alışkanlıkları mücadele saflarına taşınabilmektedir. Bunun aşılması için radikal bir kişilik dönüşümü gereklidir, kişilik dönüşümünün zemini ise kendini ideolojik olarak eğitmek ve güçlenmek ile olur.

Önderliğin kadın hareketinin önüne koyduğu kadın ordulaşması, kadın kurtuluş ideolojisi ve kopuş teorisi gerçeği en başta genç kadınların sistemden kurtulmasını ifade eder. Kadın ordulaşması eşitsizliğe, köleliğe karşı eşitliğin, özgürlüğün mücadelesini veren kadın örgütlenmesini ifade eder. Bunun için hem yaş, hem de konum olarak en uygun kesim genç kadınlardır. Her anlamda savaşı yükseltip bunun öncülüğünü yapma misyonu en başta genç kadına aittir. Kendini örgütlü kılan genç kadın sistem karşısında en aktif savaş gücü olabilir. Sisteme karşı her anlamda savaş yürütebilir. Demokratik ulusun argümanlarından biri de öz savunmadır. Saldırılara en çok maruz kalan kesim olarak genç kadınlar öz savunmayı da en bilinçli, örgütlü, sistematik bir biçimde, sadece silahlı boyutunu değil her yönünü geliştirmelidirler. Sistemin asimilasyon, ajanlaştırma, fuhuş, topluma inkar ve imha politikalarına karşı, gençleri köksüzlüğe götüren uygulamalarına karşı meşru savunma çerçevesinde toplumun her yerinde öz savunma örgütlenmesi oturtulmalıdır. Genç kadınların yaşamın her boyutunda öz savunmasını geliştirmeleri sistem karşısında donanımlı bir güç olmaları demektir.

Kadın kurtuluş ideolojisinin ilkeleri olan yurtseverlik, örgütlülük, irade olma, estetik, mücadele gücü haline gelme boyutları genç kadınörgütlenmesinin de temel ilkeleridir. Sistem Kürt kızlarını kendi coğrafyasının değerlerinden koparmak, kendi kültüründen, maneviyatından uzaklaştırmak, asimile etmeye çalışıyor. Beraberinde bu durum karşısında kadınların bilinçlenmesini, örgütlenmesini ve bir irade olarak mücadele etmesini engellemeye çalışıyor. Örgütlenerek mücadele gücüne dönüşen kadından ziyade her türlü baskıya boyun eğen ezik ve donanımsız kadın karakterini esas alıyor. Bütün bunlarla birlikte geleneksel kadın profili yaratmada en tehlikeli argümanlardan biri olan sistemin estetik anlayışına alternatif, kadın doğasını esas alan, biçime değil öze, düşünceye, duyguya, emeğe önem veren bir estetik anlayışı olmalıdır Bu ilkeleri yaşamsallaştırmak özgür kadın kimliğine ulaşmaktır. Bu ilkeleri yaşamın her yerinde oturtmak demokratik ulusu zihniyet olarak da güçlü yaşamaktır.

Kadın kendini sistemin zihniyetinden arındırdıkça düşünceleri anlam kazanacaktır. Yaşamın nasıl olması gerektiğini bu şekilde anlayacaktır. Özgür ve iradeli birey ve toplum gerçeği verili zihniyet kalıplarının yıkılması ile oluşturulmaya başlayacaktır. Bu sistemin zihniyetinden, erkeğin aklından kopuş demektir. Bunun için heryerde güçlü mücadele zeminleri yaratılmalıdır. Genç kadınların olduğu her zemin bir mücadele zeminidir. Bu ortamlarda her türlü geriliğe karşı mücadele edilir. Gençliğin öncüsü olan genç kadınlar örgütlü, savaşçı, direnişçi olmalıdır, duygularını dahi bu şekilde örgütlemeli, yanlışlara, geriliklere karşı hep radikal bir değiştirici güç olmalıdır. Yanlışlara göz yummamalı, benzeşmemeli, eleştirmeli, alternatifi yaratmalıdır. Gençlerin arayışlarına yön verilmeli, gençler sistemin insafına bırakılmamalıdır. Sistemin özellikle Kürdistan’daki bütün yoz yaşam mekanları ortadan kaldırılmalı, gençler arasında yoz yaşamı geliştirmek isteyen kesimlere yaşam zemini bırakılmamalıdır.

İnkar ve imha sistemi Kürt kültürünü, dilini, kimliğini, geleneklerini yok saymakta, küçük düşürmektedir. Buna karşı en büyük cevap genç kadınlardan gelmelidir. Bir toplumun kültürünü, dilini, geleneklerini, kimliğini en çok yaşayan kadınlardır. Kadınlar kendi ulusal özelliklerini ne kadar güçlü yaşarlarsa o toplumun da ulusal yanları o kadar gelişkin ve zengin olur. Bu anlamda Kürt kültürünü, değerlerini geliştirmek, asimilasyonun etkisinden kurtarmak için her yerde bu konuda kurumlaşmalara, örgütlenmelere gidilmeli, halkta kendi kültürüne sahip çıkmanın bilinci oluşturulmalıdır. Gençleri sistemin kirinden koparmak için her yerde gençlik örgütlenmeleri geliştirilmeli, gençler eğitilmelidir. Özellikle genç kadın eğitim akademileri, merkezleri kurulmalıdır. Siyasetten sanata, ekonomiye, kültüre, öz savunmaya ve daha bir çok demokratik ulus boyutu üzerine gençler eğitilmelidir. Bu eğitimler sadece teorik boyutta kalmamalı, ilk başta gençlerin bakış açısı ve algısında özgür ve iradeli birey, toplum zihniyeti oluşturulmaya çalışılmalıdır. Bu şekilde toplumun kafasındaki asi-avare, başıbozuk, aklı bir karış, sorumsuz gençlik algısı da silinecektir. Yine genç kadın akademileri kurularak genç kadınlar cins bilinci ve kadın özgürlüğü konularında eğitilmelidir.

 

Her Alanda Demokratik Ulusun Zeminini Atmak

Demokratik ulusun boyutlarının geliştirilmesinde genç kadınların üzerine düşen misyon büyüktür. Ekonomiden, siyasete, kültüre, sağlığa, diplomasiye kadar her çalışmada yer almalı, kendi özgün örgütlülüğünü kurmalı, genel mücadeleye ivme kazandırmalı, genç kadın farkını ortaya çıkarmalıdır. Kadın komünal ekonomiyi yaratarak, bu alanda da örgütlü güce dönüşerek sömürüzeminlerini kurutmalıdır. Kadınların emeklerini sömürge olmaktan çıkaracakları ekonomik zeminler oluşturulmalıdır. Kadın ekonomik anlamda erkeğe muhtaç olmaktan kurtarılmalıdır. Kooperatif tarzı, alternatif ekonomik zeminler, atölye örgütlenmelerigenç kadınların girişimleri ile oluşturulabilir. Buna en çok ihtiyacı olan kesimdir genç kadınlar, kendi emeklerinin satışa sunulmasına dur demelidirler. Toplumu bu konuda bilinçlendirmek, örgütlü kılmak için sistem dışı mekanlaroluşturulmalıdır.Bu anlamda sadece pratik koşuşturan kesim olmaktan da çıkmalı, kendi enerjisini, akışkan zekasınımücadeleye akıtmalıdır. İktidarcı yapılanmalarda yaşlılar söyler, gençler yapar.Genç kadınlara ise yapma hakkı bile tanınmaz. Oysa demokratik ulusun hem bilinç gücü hem de uygulayıcı gücü gençlerdir, genç kadınlardır. Örgütlü genç kadın hem teorisyen hem de pratisyen olacak güce sahiptir. Genç kadın örgütlenmesi ne kadar aktifleşir ve büyürse demokratik ulus da o kadar sağlam temeller üzerine inşa edilir.

Siyasal alanda da Kürt kadınlarının birçok kazanımı var. Belirleyici bir konumu var. Siyasal alanda da toplumsal politikanın devrimci-dinamik öznesi genç kadınlardır. Birçok kadının bu kadar erken yaşta siyasete atılması, ilgi göstermesi, kendini geliştirmesi önemli bir kazanım. Bu toplumu da çok etkilemekte, kadına karşı güven oluşturmaktadır. Oysaki sistem ölçülerine göre genç kadınlar hep siyaset dışı tutulmuşlardır. İlgisiz kılınmışlardır. İlgi alanları farklı yerlere çekilmiştir. Gençlik siyasete ne kadar ilgisiz olursa devletçi sistem o kadar rahat nefes alır. Genç kadınların siyasetle uğraşmamaları gerekir, bir kadın olarak elinin hamuru ile ne işi vardır erkek işi olan siyasette? Toplumun kafasında ısrarla böyle bir algı oluşturulur. Fakat kadın özgürlük hareketi yıllarca sürdürdüğü mücadele ile siyaset arenasında önemli bir aktör olmuştur. Bu durum klasik iktirdarcı siyaset algısını aşarak, halkın siyaset yapmaya başlaması demektir. Demokratik ulusun en somut örgütlenme biçimi öz yönetimlerdir, demokratik özerkliktir. Bu tarz örgütlenme toplumun siyaset yapması, farklı siyasal aktörlerin de oluşması demektir. Demokratik ulusun inşası sürecinde kadınlar her yerde farklı örgütlenme biçimleri ile alternatif siyaseti, kadın eksenli demokratik siyaseti geliştirmelidirler. Burada kadın siyaset akademilerinin önemi büyüktür, genç kadın örgütleri bu misyonu üstlenerek kadınların eğitilmesinde, örgütlenmesinde, pratikleşmesinde aktifleşmelidir.

Siyaset bir dinamizm işidir, bu dinamizme,düşüncede yaratıcılığa, iktidarcısiyaset anlayışına karşı demokratik siyaset anlayışını en çok geliştirecek ve sahiplenecek kesimdir genç kadınlar. Rojava devrimi büyük örnektir buna. Aslında Rojava devrimini kadın devrimi olarak da tanımlayabiliriz. Genç kadınların emeği, katılımı öncü konumda olmalarını sağlamıştır. Bu gün de savaştan, örgütlenmeye, eğitime, sistemin oturtulmasına kadar genç kadınlar her yerde ön saflarda yer alıyor ve bu durum aktif bir mücadele sonucu kadın devriminin gerçekleşeceğini gösteriyor.

 

Jineoloji Genç Kadın Örgütlenmesinde Büyük Bir Yere Sahip

Toplumsal cinsiyetçiliğin uygulamalarına en çok maruz kalan kesim genç kadınlar olduğu için alternatif olarak jineolojiyi en çok kurumsallaştırması gereken de genç kadınlardır. Jineoloji genç kadınların yaşadığı bütün sorunlara çözüm üretebilecek bir alandır. Jineoloji açısından genç kadın kimliği özenle ele alınması gereken ve yeniden tanımlanması gereken bir husustur. Akademik anlamda çok geniş ve kapsamlı bir çalışma yürütülmeli ve bu toplumsallaşmalıdır. Sistemin bilim kurumları olan eğitim mekanları özellikle de üniversiteler aynı zamanda en cinsiyetçi kurumlardır. Milyonlara genç kadın bu kurumlarda bilimciliğin referans gösterdiği bakış açısı ile eğitilmektedir. Genç kadınlar bu konudaki düşünsel istismara karşı koymak açısından jineoloji kapsamında kendi eğitim alanlarını oluşturmalı, bilimciliği aşan, kadın özgürlüğünü esas alan toplumsal bir bilim anlayışı konusunda her zaman bir arayış, tartışma, pratikleştirme çabası içerisinde olmalıdır. Bilgiye ilk ulaşan genç kadının merakı, çabası, toplum için gerekirse kendini feda etme kararlılığıydı, şimdi de genç kadınlar jineoloji ile yeniden bilime, bilmeye kadın bakış açısını oturtmalı. Sistemin verili kadın tanımlamasına karşı olarak genç kadınlar kadın doğasının yeniden tanımlanmasından sorumludur. Klasik kadın tanımlaması erkeğin bakış açısına göre yapılmıştır. Kadını erkek tanımlamıştır. Kadın ancak kendi kendini tanımlayarak, bu düşünce gücüne ulaşarak bu duruma bir son verebilir. Bu da en çok jineolojinin geliştirilmesi ile mümkün olacaktır. Sistem tarafından dejenere edilen kadının akışkan enerjisi, ruh dünyası bu şekilde yeniden hakikatle bulaşabilir. Jineoloji ekseninde ilk yapılması gereken kadını, kadın doğasını, varlığını tanımlamaktır, kadın tarihini resmi tarihin bakış açısından uzak bir şekilde ele almaktır. Gençliğin dinamizmi, yaratıcılığı, araştırma merakı, yeniyi yaratma istemi ile şekillenecek olan bir jineoloji demokratik ulus inşasında oldukça önemli bir yere sahiptir.

 

Sistemin Kölelik Sembollerine Karşı Kadınlar Kendi Özgürlük Sembollerini Yaratıyorlar Demokratik ulusun kavramsal-kuramsal ve pratik çerçevesi önderliğimiz tarafından ortaya konmuştur. Demokratik ulus halkların, kültürlerin, toplumların, kadınların, gençlerin inşa edeceği bir sistemdir. Demokratik ulus bir kadın sistemidir. Çünkü demokrasi kavram olarak da kadın özünü içeren bir gerçektir. Bin yıllar öncesinin özgür, demokratik, ahlaki ve politik toplum formu yeniden güncelleniyor. En çok baskıya maruz kalan kesim olan genç kadınlar demokratik ulusun inşasında öncü olmalılar. Nasıl ki sistem ilk hırsızlığını genç kadının toplumsal yaratımları üzerinden yapmışsa, çalınan değerlerin geri alınmasının mücadelesini veren ve her zaman verecek olan genç kadınlardır.

Özgür kadın hareketi bu mücadeleye genç başladı ve hala genç olarak devam ediyor. Buna en güzel örnek Heval Sara oluyor. Heval Sara çok genç yaşlarında hem kadın olmanın hem de genç olmanın verdiği arayışlar ile mücadele saflarına katıldı. Yaşadığı müddet içerisinde aynı heyecan, coşku, kararlılık ve bağlılık ile mücadelesine devam etti. Sistemin kendine göre biçimlendirdiği sembolleri biliyoruz. Bu kölelik sembollerine karşı olarak özgürlük hareketi de özgür kadın sembollerini yarattı. Binlerce şehit kadın yoldaşımız buna örnektir, Heval Sara, Heval Zilan, Heval Beritan, Heval Sema buna örnektir. Kürt kızlarının kendilerine örnek alarak yollarına devam etmelerini sağlayacak olanlar kahramanlaşan şehit yoldaşlarımızdır. Genç kadın kimliği, kişiliği bu zemin üzerine oturtularak gelişecek, derinleşecektir. Özgürleşme konusunda en büyük potansiyele sahip kesim genç kadınlardır. Özgürlük hareketi sistemin tuzaklarını bertaraf ederek, özgürlüğü amaçlayan ve bunun için mücadele eden kadın kişiliğini yaratmıştır. Genç kadınlar sistemin malı, mülkü olmaktan çıkmış, bir halkın, bir ulusun değerleri olmuştur. Demokratik ulusun inşası ile genç kadınlar bin yıllar öncesinin özgürlük sembolü olan kutsal tanrıça özünü çağımıza taşıyacaktır.